YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3244
KARAR NO : 2011/15567
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 85 dekar kapama deveci armut bahçesinin 2005 yılı meyvesini davalı kabzımala dalında sattığını, 2005 yılının ilaçlama, gübreleme ve sulama işi ve masraflarının kendisine, seyreltme işlemi ve masrafının ise davalıya ait olduğunu, davalının seyreltme işini iki kez olmak üzere mayıs ve haziran ayında yaptığını, ağaçlarda 200 ton meyve kalması gerekirken 800 ton meyve bıraktığını, Ekim ayında tespit yaptırdığını ve ağaçlarda 417 ton meyve bulunduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporuna göre ağaçlardaki fazla meyvenin gelecek yıl için çiçek gözlerini olumsuz etkileyeceği, ayrıca seyreltmenin yeterli yapılmamasının ağaçların bir sonraki sene daha az meyve vermesine neden olacağının belirlendiğini, gerçek durumun 2006 yılında çiçeklerin sayılması suretiyle tespit edildiğini, ayrıca meyve hasadı öncesi bir tespit daha yaptırdığını, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu belirterek fazla hakları saklı olmak kaydıyla 7.000. TL tazminatın 30.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, bilahare talebini 112.616,60 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, yaş sebze ve meyve ticareti ile uğraştığını, köylülerden tarlada ve ağaç üzerinde kilo ve bedel karşılığı meyve satın aldığını, 2005 yılında davacıya ait armut ve şeftali bahçelerinde bulunan ağaçlardaki meyveleri toplam 200.000,00 YTL karşılığında satın aldığını, aralarında yapılan anlaşma gereğince davacının yapması gereken bakım ve ilaçlamaları düzgün ve yeterli yapmadığını, bu nedenle şeftalilerde hastalık görüldüğünü, armutlarda da bunun olmaması için davacıyı uyardığını, yöre uygulaması gereği çitfçinin ürününü kendisinin seyreltmesinin gerektiğini, tüccarın böyle bir yetkisinin bulunmadığını, ancak davacının daha yüksek tonaj hesabı ile daha yüksek ücrete satılması amacıyla ağaçları seyreltmediğini, davacının yapması gereken seyreltme işlemini 2 kez kendisinin yaptığını, buna rağmen 2005 yılına özgü bir durum gereği ürünün fazla olduğunu, zira 2004 yılında don olayı olduğundan az ürün elde edilmekle 2005 yılında rekor ürün elde edildiğini, şeftali ve armut gibi meyvelerde bir yıl çok, bir yıl az ürün alındığını, 2005 yılında ürünün fazla olması nedeniyle 2006 yılında haliyle ürünün az olduğunu, bunun genel bir durum olduğunu, ilaçlamanın düzgün yapılmaması nedeni ile armut ağaçlarında da hastalık oluştuğunu, bu durumlardan dolayı sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
2011/3244-15567
Mahkemece, davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kapama armut bahçesinin meyvesini dalında davalıya 2005 yılında sattığını, seyreltme işinin davalıya ait olup yeterli düzeyde seyreltme yapılmaması nedeniyle bir sonraki yıl eksik ürün alındığını belirterek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davalının bahçeyi Haziran ayında aldığı beyanı karşısında, yöredeki teamül ve uygulamaya göre seyreltme işinin en geç Haziran ayı sonuna kadar davalı tarafından yerine getirilmesi gerektiği, davalının bu yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğinden bir sonraki yıl ürününde azalma olduğu ve tüm kusurun davalıda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Mahkemece dinlenen tanık, mahalli bilirkişi ve dosya içerisinde bulunan … odası yazılarına göre meyve seyreltme işleminin en geç haziran sonu-temmuz başına kadar tamamlanması gerektiği, dalında satışlarda satış işleminin temmuz ayından önce yapılması durumunda seyreltme işleminin alıcı-kabzımalın sorumluluğunda bulunduğu, satış işleminin temmuz ayında yapılması durumunda bahçe sahibinin bir sonraki yıl iyi ürün alabilmek için seyreltme işlemini komisyoncuya bırakmadan kendisinin yapması gerektiği, aksi durumda komisyoncunun kendi tercihine göre seyreltme işlemini yapacağı anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Uyuşmazlık taraflar arasındaki satış işleminin hangi tarihte yapıldığı, seyreltme işleminden hangi tarafın sorumlu olduğu noktalarında toplanmaktadır. Her ne kadar mahkemece, davalının … mühendisleri odasına yazdığı şikayet dilekçesindeki beyanı nazara alınarak sözleşmenin haziran ayında kurulduğu kabul edilmiş ise de, davacı tarafın 18.10.2005 tarihli ihtarnamesinde gün vererek akdin 5.7.2005 tarihinde kurulduğu beyanı karşısında sözleşmenin artık bu tarihte temmuz ayında yapıldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca, yöredeki teamül ve mahkemenin bu kabulüne göre meyve ağaçlarının seyreltme işleminin davacının yükümlülüğünde olduğu, seyreltme işlemini yapmadan davalıya satış yaptığı, böylelikle kusurun davacıda olduğu anlaşılmaktadır. Bu duruma göre davanın reddi gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.