Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/466 E. 2011/3965 K. 15.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/466
KARAR NO : 2011/3965
KARAR TARİHİ : 15.03.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, inşaa ettiği binadan bir daireyi davalı … ‘a 24.6.2004 tarihli harici sözleşme ile satarak tapusunu devrettiğini, dairenin sözleşmede kararlaştırıldığı üzere 31.12.2004 tarihinde teslim edilmesine rağmen, davalının bakiye satış bedeli olan 10.000.00 TL.nı ödemediği gibi icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı … , davanın reddini dilemiş, birleşen dosyada ise … ve … …, davacı-karşı davalı …’nun kasım 2004 tarihinde teslim etmesi gereken daireyi eksik ve kusurlu işlerle birlikte 11.7.2005 tarihinde teslim ettiğini ileri sürerek eksik ve ayıplı işler ile kira tazminatı olarak toplam 14.160.00 TL.nın faiziyle tahsilini istemişlerdir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle asıl davada; 10.000 TL için itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen davada da toplam 11.907.00 TL.nın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşı davacıların tüm, davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz tirazlarının reddi gerekir.
2011/466-3965
2-Davacı-karşı davalı açtığı davada icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur. İİK.nun 67/2 maddesi uyarınca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının yaptığı icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmiş olması ve alacaklının açtığı davada haklı çıkması ön koşul olup, borçlunun kötü niyetli olması yasal koşul değildir. Icra inkar tazminatı işin çabukça bitirilmesine engel olan borçluya karşı uygulanması gereken bir yaptırım olduğu gibi, alacağın yazılı bir belgeye bağlanmasında zorunlu değildir. İcra takibine konu borcun likit ve muayyen olması yeterli olduğu gibi, borçlu davalının yalnız başına borcun miktarını bilmesi veya bilmesi gerektiğinin kabulü halinde borcun likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan bu yasal kurallar ışığında dava konusu alacak incelendiğinde, davacı-karşı davalı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek, davacı-karşı davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı-karşı davacıların tüm, davacı-karşı davalının diğer temyiz itirazlarının reddinne, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün A/3 numaralı bölümünün bütünüyle karardan çıkartılarak yerine aynen (hükmolunan asıl alacak tutarı olan 10.000.00 TL.nın %40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalı-karşı davacı … Oktay’dan alınanarak davacı-karşı davalıya verilmesine, davacı-karşı davalının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine) söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 643.00 Tl temyiz harcının davacı-karşı davalıya iadesine, 15.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.