YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4911
KARAR NO : 2012/364
KARAR TARİHİ : 17.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kullanımında bulundurduğu birleştirilmiş 3 adet dükkanın kullanım ve kira haklarını 21.1.2004 tarihli sözleşme ile kendisine devrettiğini, ancak davalının şirket tabelalarını sökerek ve işyerinde bulunan makinaları da kullanarak dükkanlarda faaliyette bulunduğunu, işyerinin tüm işlemlerinin kendi üzerlerine olduğunu ileri sürerek davalının işyerine vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında imzalanan sözleşmenin adi ortaklık ve hizmet sözleşmesi olduğunu, kendisinin edimlerini yerine getirdiğini, ancak adi ortaklığın diğer tarafını oluşturan davacının sözleşmeye aykırı davrandığını ve 10.8.2005 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davacının dava dışı şahıslara olan borcunu ödememesi nedeniyle işyerine haciz geldiğini, elektrik ve su borçlarını kendisinin ödediğini, davacının kendisine sözleşmede kararlaştırılan işçilik ücretini ödemediği gibi vergi ve SSK borçlarını da ödemediğini ileri sürerek davanın reddini dilemiş, karşı dava ile de alacak ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasındaki sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, bu hususun ceza mahkemesi kararıyla da belirlendiği, 5 yıl süre ile oluşturulan adi ortaklığın süresinden önce davalıca feshedilemeyeceği, davalı-karşı davacının adi şirkete tahsis edilen malzemeyi ve dükkanları kendi adına işletmesinin hukuka aykırı olduğu, karşı davadan talep edilen hususların ancak adi şirketin usulüne uygun bir şekilde fesih ve tasfiyesine karar verildikten sonra tasfiye kararıyla hükmedilecek alacak niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı-karşı davacının müdahalesinin men’ine, karşı davanın yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davalı- karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı, eldeki davada, davalının kullanımında bulundurduğu ve akabinde kullanım hakkını kendilerine devrettiği işyerine vaki müdahalesinin men’ini istemiş, davalı ise, aralarındaki ilişkinin adi ortaklık niteliğinde bulunduğunu, davacı-karşı davalının sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini belirterek davanın reddini istemiş, karşı dava ilede davacının ödemesi gerektiği halde kendisince ödenen paralar ile, işçilik ücretinin ödenmesini, elde edilen kârın 1/2’nin tahsilini, malzeme ve makinaların 1/2’nin kendisine verilmesi menfi zararının ödenmesini, yıkılan duvar ve açılan kapının eski hale getirilmesini talep etmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasında imzalanan 21.1.2004 tarihli sözleşme, ortaklıkta davalının işçi olacak çalışmasınıda öngören adi ortaklık sözleşmesidir. Esasen bu husus mahkemece de kabul edilmiş ve mahkemenin bu kabulü davacı tarafından temyiz edilmediği için bu yön kesinlik kazanmıştır. Bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığında sözleşme ve B.K’nın Adi ortaklığa ilişkin hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerekir. Taraflar arasındaki ortaklık 5 yıl için kurulmuştur. Kural olarak adi ortaklığın bu süreden önce sona erdirilmesi olanaklı değildir. Ne var ki BK’nın 535/son maddesinde “ haklı sebeplerden dolayı mukavelede muayyen müddetin hitamından evvel ve eğer şirket muayyen olmayan bir müddet için akdedilmiş ise evvelce ihbara hacet olmaksızın şirketin feshi talep edilebilir” hükmü mevcut olup, adi ortaklığın haklı nedenlerle sözleşmede belirlenen süreden önce feshi mümkündür. Davalı-karşı davacının karşı davasında ileri sürdüğü hususlar ve talepleri esasında adi ortaklığı feshini içermekte olup, bu durumda, karşı dava yönünden adi ortaklığın feshi koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi ve değerlendirilmesi zorunludur. Davalı-karşı davacı karşı davalı yönetici ortağın sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürmektedir. Gerçekten davacı-karşı davalının sözleşmeye aykırı davranması halinde(örneğin adi şirketin kasasında 3. şahıslara olan borcu ödemeye yetecek miktarda para olmasına rağmen bu borcu ödemeyerek işyerine hacze gelinmesine sebep olunması gibi) davalı-karşı davacının sözleşmeyi süresinden önce feshedilebileceğinin kabulü gerekir. Mahkemece, taraflardan bu yönde delilleri ve karşı delilleri toplanarak ve yukarıda belirtilen hususlarda gerekirse konusunda uzman bilirkişi veya kurulu aracılığı ile inceleme yaptırılmak suretiyle de davalı-karşı davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı sebeplere dayanıp dayanmadığı belirlenmeli, sözleşmenin feshi gerektiğinin kabul edilmesi halinde BK’nın 538. maddesi gözetilerek ve uygulanacak fesih ve tasfiyeye karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 89.10 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.1.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.