YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5876
KARAR NO : 2011/14416
KARAR TARİHİ : 13.10.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, davalının dava dışı kişinin tüketici kredisine kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine borçlu ve kefiller hakkında takip yapıldığını, yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, asıl borçluya başvurulmadan kendisi hakkında takip yapılamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı banka ile dava dışı … ile imzalanan 28.6.2006 tarihli tüketici sözleşmesi ile 8.500 TL kredi kullandırılmış, davalı da bu sözleşmeyi kefil olarak imzalamıştır. Dava konusu kredinin ödenmemesi nedeniyle hesap kat edilerek asıl borçlu ve kefiller hakkında birlikte takibe geçilmiş, davalı kefil tarafından asıl borçlu hakkında takip yapılıp aciz belgesi alınmadan kendisi hakkında takip yapılamayacağı ileri sürülerek takibe itiraz edilmiştir. 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Bu hükümle yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut olayımızda davalı 28.6.2006 tarihli konut kredisi sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Davacı banka asıl borçlu ve kefil hakkında birlikte takibe geçmiştir. Halbuki davacının davalı kefilden henüz alacağını talep etme hakkı doğmamıştır. Mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.