Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/5967 E. 2011/13235 K. 28.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5967
KARAR NO : 2011/13235
KARAR TARİHİ : 28.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının 25.12.2007 tarihli ihtiyaç kredisi sözleşmesi gereğince ödemesi gereken taksitleri zamanında ödemediğini, bu nedenle tarafınca ihtar çekildiğini, ihtara rağmen ödeme yapmayınca davalı hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek icra takibine haksız yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı banka tarafından gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun olmadığını faiz ve BSMV nin kendisinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından davalıya kullandırılan kredi nedeniyle kredinin üç taksitinin ödenmemesi nedeniyle, tüm alacağının muaccel olduğundan bahisle ihtar çekerek 7 gün içerisinde bedelin ödenmesi istenmiş, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine alacağının tahsili için icra takibi başlatmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10 maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşmede, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında da “Kredi veren, taksitlerden birinin veya
2011/5967-13235
birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” yazılıdır. Davacı, yasanın bu açık hükmü göz ardı ederek 29.04.2009 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamesinde ödenmesi gereken taksitlerin ödenmediğini ve böylece alacağın tamamını muaccel hale geldiğini bildirmiş, akabinde de alacağın tamamı yönünden takip başlatmıştır. Gönderilen ihtarname ile “birbirini izleyen en az iki taksit yönünden ödemede temerrüde düşüldüğünün ve bu iki taksidin 7 gün içinde “ödenmemesi halinde alacağın tamamının muaccel hale geleceği” bildirilmelidir. Aksi halde bu ihtarname hukuki sonuç doğurmaz. Ne var ki, çoğun içinde azın da talep edilmiş sayılacağı kuralı gereğince bu dava ile ödemede temerrüde düşülen taksit miktarlarının istenebileceği kabul edilmelidir. Mahkemece, bu ilkeler çerçevesinde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 28.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.