YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6318
KARAR NO : 2011/15760
KARAR TARİHİ : 01.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı … Bankasından aldığı kredi ile davalıdan villa satın aldığını, ancak kredi borcunun taksitlerini ödeyemeyince villanın Bankaya devredildiğini, bu arada kredi başvurusu sırasında Bankanın teminat amacıyla kendisinden almış olduğu 520.000 TL bedelli senedin, davalı ile işbirliği içinde olan Banka müdürü tarafından davalıya verildiğini, davalının da bu senede dayanarak 320.308,22 TL üzerinden takip başlattığını, oysa ki takip konusu senet bedelsiz olup, teminat niteliğinde olduğunu, aldığı kredinin Banka tarafından davalıya ödenmiş olması nedeniyle davalıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını ileri sürerek, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2008/569 esas sayılı icra takibi nedeniyle davalıya 165.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HuMK.nun 388/son maddesi gereğince, mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde 2011/6318-15760
belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Temyize konu davada, kararın hüküm kısmında, “Davanın kabulüne” denildikten sonra “davacının İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2008/569 esas sayılı icra takibi nedeniyle davalıya 165.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine” şeklinde karar verilmişse de, kararın “gerekçe” kısmında ise, “….davacının dava konusu senedin 155.000,00 TL’sinden sorumlu olduğu, bakiyesinden borçlu olmadığı anlaşılmış ve davanın bu şekilde kabulüne karar vermek gerekmiştir.” Şeklinde hüküm kurulmuş olmakla, hükümle gerekçe arasında çelişki yaratılmıştır. HUMK.nun 382-388 ve 389 maddeleri gereğince kararın hüküm fıkrası ile gerekçesinin farklı ve çelişkili olması, mahkemelere olan güven ilkesini zedeler. Bu durumda, gerekçeli karar ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gereklidir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün BOZULMASINA. (2) numaralı bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.