Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/6698 E. 2011/10369 K. 29.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6698
KARAR NO : 2011/10369
KARAR TARİHİ : 29.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itiraın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının dava dışı asıl borçlu …., ’ a kullandırılan kredinin kefili olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine tahsili için başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının takip öncesi ipoteğin karşılığının ödenmesi için ihtar çekmesi gerektiğini, bu ihtarın çekilmediği gibi ipotek belgelerinde ki imzalarında kendisine ait olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, takip öncesi ipotekli taşınmaz maliki davalıya TMK nun 887.maddesi gereğince borcun ödenmesi için ihtarda bulunulmadığı anlaşıldığından takip şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmede borcun 21.09.2006,21.03.2007, 21.09.2007, 21.03.2008 tarihlerinde 2500 TL lik taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılmıştır. Borçlar Kanununun 103. maddesine göre, para borçlarından temerrüt halinde borçlu temerrüt faizi ödemek mükellefiyeti altındadır. Kanun, borçlunun temerrüde düşmüş sayılması için, borcun muaccel olmasını yeterli bulmamakta ve prensip itibariyle alacaklının, muaccel borcun borçlusına borcu ödemesi için ihtarda bulunmasını aramaktadır (B.K. 101/1). Bu prensibin dışında kalan ve ihtara lüzum bulunmayan haller ise 101. maddenin 2. fıkrasında belirtilmiştir. Bunlar, 2011/6698-10369
tarafların borcun ifa edileceği günü açıkça tayin etmeleri, ifa gününün tayininin taraflardan birine bırakılması veya sözleşmede temerrüt için lüzum bulunmadığının kararlaştırılması halleridir. Bu durumda davalı 21.03.2008 tarih itibariyle temerrüde düşmüştür. Takip ise 15.07.2008 tarihinde yani borçlunun temerrüdü gerçekleştikten sonra yapılmıştır. Takip tarihi itibariyle alacaklının takibe geçmesinde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. O halde Mahkemece davalının imzaya yönelik savunması üzerinde durulup sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 29.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.