Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/6979 E. 2011/17677 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6979
KARAR NO : 2011/17677
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalının bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, davalının bankaya olan borcunu ödememesi ve bankanın ihtarı nedeniyle 28.5.2010 tarihinde kefil sıfatıyla 23.810 TL ödediğini, davalının bu miktarı kendisine ödemesi gerekirken ödemediği gibi icra takibinede haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, dava dışı şahıs hakkında kendisinin yaptığı icra takibindeki alacağını davacı ve dava dışı diğer kefile temlik ettiğini, borcunun arta kalan kısmını ise davacıya madeni yağ vererek ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, icra dosyasında yapılan temlikin hangi alacak veya borca karşılık verildiğinin açıklanmadığı, davalının temlikin davaya konu kredi sözleşmesine istinaden yapıldığını, ispatlıyamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının 24.6.2002 tarihinde bankadan kullandığı krediye davacı ve dava dışı kişinin kefil oldukları, davacı ve dava dışı kefilin her birinin kefil sıfatıyla 28.5.2010 tarihinde ayrı ayrı 23.810 TL’na ödedikleri taraflar arasında ihtilafsızdır. Davalı, dava dışı şahıs 2011/6979-17677
aleyhine … İcra Müdürlüğü’nün 2009/88 E. Sayılı takip dosyasındaki alacağını davacı ve diğer dava dışı kefile 25.5.2010 tarihinde temlik ettiğini, temlikin davacı ve dava dışı diğer kefilin bankaya ödeyecekleri para karşılığında yapıldığını savunmuş, mahkemece ise temlikin hangi alacak veya borca karşılık yapıldığının davalıca ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı savunmasına itibar edilmeyerek davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Hemen belirtmek gerekirki davacı ve dava dışı diğer kefilin kefil sıfatıyla bankaya ödeme yaptıkları tarih ile davalının icra dosyasını temlik tarihi birbirine çok yakın tarihlerdir. Davacı ve dava dışı diğer kefil de davalıdan başka bir hukuki ilişki nedeniyle alacaklı olduklarını, bu nedenle temlik yapıldığını eldeki davada yasal delillerle ispatlanmış değildir. Hal böyle olunca davalının icra dosyasını davacı ve dava dışı diğer kefilin dava dışı bankaya kefil sıfatıyla yapacakları ödemeye ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan davacı ve dava dışı kefilin temliken aldıkları icra dosyasındaki takip miktarının bankaya kefalet nedeniyle ödenen miktarı karşılamadığı anlaşılmaktadır. İcra dosyası davacı ve dava dışı diğer kefile temlik edildiği için davacı ve diğer kefilin icra dosyasındaki alacağı yarı yarıya temlik ettiği sabittir. Bu durumda davacı ve dava dışı diğer kefilin temlik aldıkları icra dosyasındaki alacağı aşan kısmı davalıdan isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek davacı ve dava dışı diğer kefilin davalı borçludan talep edebilecekleri miktarın (icra dosyasının davacı ve dava dışı kefile dava konusu kefaleten ödenen miktar için temlik edildiği benimsenmek suretiyle) gerekirse konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.