Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/7561 E. 2011/15901 K. 02.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7561
KARAR NO : 2011/15901
KARAR TARİHİ : 02.11.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalı ile imzaladıkları 1.1.2002 tarihli sözleşme gereğince adi ortaklık kurduklarını, bu ortaklıkta kar ve zararın eşit paylaşılacağının kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca ortaklığın dava dışı kooperatifin 21 blokluk inşaat yapım işini üstlendiğini, bu işin bitirildiğini ancak bu işten zarar edildiğini,zarar miktarının … 13.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/52 esas sayılı dava dosyası ile belirlendiğini, bu dosyanın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini,bilirkişi raporu ile belirlenen zararın yarısı olan 6667,28 Tl ile ortaklığa koyduğu 5854 TL sermaye ve ortaklık için yaptığı genel gider olan 2500 TL nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında adi ortaklık sözleşmesi olduğu ihtilafsızdır. Davacı eldeki davada ortaklığa koyduğu sermaye ile ortaklık süresince ortaklığa yaptığı masraflar ve oluşan zarardan doğan alacağının tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır.Davacının ortaklığa koyduğu ana sermayeyi geri istemesi adi ortaklığın fesih ve tasfiye talebini de içermektedir. Hal böyle olunca 1.01.2002 tarihli adi ortaklık sözleşmesi gereği taraflar arasındaki ilişkinin B.K nun 520 vd maddeleri gereğince tasfiyesini gerektirir. BK’nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların gorülüp ortaklığın aktif ve pasif bütun mal varlıgının belirlenip ortakların birbirleri ıle alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde 2011/7561-15901
tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmun bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK’nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gosterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık cıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edilecegi taraflardan sorulmalı, tasfıyede anlastıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir.Mahkemece adi ortaklığın tasfiyesinden sonra davacının davalıya borçlu olup olmadığının belirlenerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 2.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.