YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7613
KARAR NO : 2011/11281
KARAR TARİHİ : 11.07.2011
… vekili avukat … ile … aralarındaki dava hakkında … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 19.3.2010 tarih ve 589-192 sayılı hükmün Dairenin 1.2.2011 tarih ve 12364-1383 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalı ile 04.07.2008 tarihinde ortaklık sözleşmesi düzenlendiklerini, bu sözleşmeye göre ortak olarak 13 parça taşınmaz satın aldıklarını ve tapu kayıtlarının davalı adına tescil edildiğini, davalı tarafından bu taşınmazların üçüncü kişilere pazarlanması ve satılması hususunda dava dışı … …’a vekâletname verildiğini, taşınmazların satışından elde edilecek gelirin her iki taraf arasında eşit şekilde paylaşılacağının ve ayrıca taşınmazların satışlarının tarafların bilgi ve onayı dahilinde yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşmeye uymayan tarafın diğer tarafa her arsa için 15.000,00 TL ödemeyi kabul ettiğini, bir süre sonra davalı tarafından sözleşmede belirtilen 4 parça taşınmazın satıldığını ve parasının tahsil edildiğini öğrendiğini, bu taşınmazların satış bedelinin yarısı olan ortaklık payının ödenmediği gibi davalının sözleşme kapsamında toplam 60.000,00 TL ödeme yükümlülüğü altına girdiğini ileri sürerek 60.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararı davalı temyiz etmiş, Dairemizin 1.2.2011 gün ve 2010/12364 esas – 2011/1383 karar sayılı ilamı ile hüküm onanmış olup, bu kez davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 16.maddesi gereğince birlikte oturur kardeşi imzasına tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Tebligat Kanunu’nun 20 maddesi de; “13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır.” hükmünü haizdir.
Somut olayda, dava dilekçesinin tebliğine ilişkin davalıya yapılan tebligat ilk bakışta şeklen geçerli gözükmekte ise de Mahkemece yaptırılan sosyal-ekonomik durum araştırmasına ilişkin 4.12.2009 tarihli zabıta araştırma tutanağına göre davalının dava tarihinden önce Fas Ülkesine çalışmaya gittiği anlaşıldığı gibi davalı tarafından dosyaya sunulan pasaport kayıtlarına göre de 30.9.2009 ile 24.6.2010 tarihleri arasında yurt dışında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının uzun süre yurt dışında bulunmuş olması nedeniyle adresinden geçici olarak değil sürekli olarak ayrıldığının kabulünü gerektirir. Hal böyle olunca dava dilekçesinin tebliğine ilişkin davetiyenin geçerli sayılmasına usulen olanak yoktur. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, HUMK. nun 73. maddesi hükmüne göre de, mahkeme dava dilekçesine karşı savunmasını bildirmek üzere davalıyı kanunun gösterdiği şekle uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. Başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliği yapılarak taraf teşkili sağlanıp, davalı delilleri de toplandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davalının yokluğunda yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Bu nedenle kararın bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalının karar düzeltme talebi kabul edilmeli ve dairemiz onama kararı kaldırılıp, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 1.2.2011 gün ve 2010/12364 esas – 2011/1383 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme hükmünün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.