YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8435
KARAR NO : 2012/6079
KARAR TARİHİ : 13.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı … avukatınca duruşmalı davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı büyük ortağı ve temsilcisi olduğu …Mimarlık ve Danışmanlık Yapı Sanayi A.Ş‘nin dava dışı kooperatife ait inşaatın yapımını üstlendiğini kendisi ile davalı arasında ise resmiyette görünmemek şartıyla, inşaatın yapımından doğan kârın paylaşılması için 25.8.2008 tarihli sözleşme imzalandığını, davalının adi ortaklığa koyacağı paranın teminatı olarak da kendisine ait 148 ada 6 parseldeki 3 numaralı dairenin yarı hissesini 27.8.2008 tarihinde davalıya devrettiğini, davalının …AŞ’ne 340.020 TL ödediğini, ancak bunun 210.500 TL’nı sözleşmeye aykırı olarak geri aldığını, kooperatif inşaatı devam ederken teminat olarak ½ hissesini devraldığı dairedeki ortaklığın giderilmesi için dava açtığını, davalının bu suretle sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek 25.8.2008 tarihli adi ortaklığın feshini, davalıya teminat olarak yarısı devredilen daireye yönelik vaki muarazanın men’i ne, dairede davalı adına olan ½ hissesinin ise 129.500 TL ‘nın davalıya ödenmesi kaydıyla iptalini ve kendisi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
2011/8535-2012/6079
Davalı, davacının kooperatiften aldığı inşaat nedeniyle kendisinden borç para istediğini, kendisinin 25.8.2008 tarihli sözleşmeye istinaden davacıya ait dairenin ½ hissesini satın alıp davacıya 350.000 Dolar ödediğini, borç ödenince dairenin ½ hissesinin tekrar davacıya iadesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olmayıp sonuca katılmalı karz akdi olduğunu, zarara katılma zorunluluğu bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, mahkemece adi ortaklık oluştuğu kanaatine varılması halinde ise feshi gerektirecek bir husus bulunmadığından fesih talebinin reddini 229.520 TL ile dairenin ½ hissesi olarak davacıya ödenen 350.000 doların alacağı olarak kabulünü istemiş, birleşen davada ise davacı-karşı davalı …’ın kendisine 229.520 TL borçlu olduğunun tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık ilişkisi olduğu davacıya ait evin yarı hissesinin yapacağı sermaye katılımı için davalıya teminat olarak verildiği, davalının dairedeki ortaklığın giderilmesi için dava açmasının davacıya sözleşmeyi fesih etme hakkını vermediği, asıl davanın reddi nedeniyle birleşen dosyada hukuki menfaat kalmadığı, kaldı ki eda talep etme hakkı varken tesbit talep etmekle hukuki menfaat bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında düzenlenen 25.8.2008 tarihli sözleşmede, tarafların inşaat yapımından doğan şirket kârının paylaşımı sistemiyle ortak oldukları, davacı …’nin, davalı …’ın şirkete koyduğu paralara karşılık evin %50 hissesini koyduğu sermaye karşılığında…a devrettiği, ihaleyle alınan … teslimi sona erdiğinde ve taraflar arasında kâr paylaşımı gerçekleştikten ve aralarında herhangi bir alacak borç ilişkisi kalmadığında eve ait %50 hissesinin tekrar Sezai’ye iade edileceği kararlaştırılmış olup, bu sözleşme uyarınca taraflar arasında kurulan ilişkinin adi ortaklık olduğu ve davacıya ait evin yarı hissesinin ise davalının verdiği paranın teminatı olarak davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Adi ortaklık ilişkisi devam ederken davalı …’ın 8.9.2009 tarihinde Ümraniye 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/689 esas sayılı davasını açarak ve Sezai’yi hasım göstererek daire hakkında ortaklığın giderilmesini istediği de sabittir. Dava konusu olayda davalı …’ın kendisine teminat olarak verilen dairenin hissesi nedeniyle izafe-i şuyuu davası açması taraflar arasında güvensizlik yarattığı gibi, bu durum adi ortaklık sözleşmesine de aykırıdır. Bu itibarla davacı …’nin adi ortaklık sözleşmesinin feshini istemesi haklı nedene dayalıdır. Taraflar arasındaki ortaklık, davalının dış 2011/8535-2012/6079
ilişkide ortak olarak görünmediği bir iç ortaklık tarzında oluşmuştur. Bu nedenle tarafların birbirlerine karşı adi ortaklıktan doğan sorumlulukları ve talep hakları mevcut olup, davacı bu davada, davalının adi ortaklık sözleşmesine aykırı davrandığını ileri sürerek sözleşmenin feshini talep ettiğine göre bu talebinin ortaklığın feshiyle birlikte tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat mahkemece yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı hukuki işlemlerdir. BK’nun 538.maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Hemen belirtmek gerekir ki ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin öncelikle bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hüküm bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK’nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Sözleşmede, tarafların şirket kârının paylaşımı sistemiyle ortak oldukları, davalı …’ın koyduğu sermaye karşılığında evin %50 hissesini devir aldığı, tüm giderlerden sonra net kârın taraflar arasında eşit olarak paylaşılacağı kararlaştırıldığına göre tasfiyenin de bu hükümler nazara alınarak BK’nun 538 ve devamı hükümlerine göre ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bent uyarınca tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.