YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9488
KARAR NO : 2011/17770
KARAR TARİHİ : 30.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, taşınmaz maliki olduğunu, taşınmazının satışı için ilan verdiğini, emlakçı olduğunu söyleyen davalı … tarafından müşteri bulunduğunu söyleyerek kendisinden vekaletname istediğini, vekaletname gönderdiğini, 24.11.2004 tarihinde diger davalı … ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalayan davalı … tarafından 56.860,00 TL tarafına ödeme yapıldığını, taşınmazın 11.12.2004 tarihinde dava dışı kişilere satışının yapıldığını, davalı … tarafından kendisine taşınmaz satışı yapılmadığı için kaparo olarak ödenen bedelin tahsili için ihtarname gönderildiğini, 48.327 Euro nun davalı … hesabına havale ettiğini, bir süre sonra davalıların kendisini dolandırdığı, kendisine kapora olarak havale edilen bedelin taşınmazı tapudan satış yolu ile elde eden dava dışı kişilerce gönderildiğini öğrendiğini ileri sürerek 48.327 EURO ve 4000 USD ın ödeme tarihinden faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 40.000 Amerikan dolarının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden 26.11.2004 tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının Amerikan Dolarına uyguladığı reeskont faizi ile birlikte davalı …‘dan tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her 2011/9488-17770
biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda “.davanın kısmen kabulüne.40.000 Amerikan dolarının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden 26.11.2004 tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının Amerikan Dolarına uyguladığı reeskont faizi ile birlikte davalı … ‘dan tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine “şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise “….40.000 Dolar karşılığı meblağın haksız ve karşılıksız olarak davalıların üzerinde kaldığı anlaşıldığından davanın kabulüne “şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün (BOZULMASINA), 2. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.