Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/1022 E. 2012/6125 K. 13.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1022
KARAR NO : 2012/6125
KARAR TARİHİ : 13.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile imzalamış olduğu 12/10/2005 tarihli sözleşme ile, Toplu Konut Projesi kapsamındaki … ili, 103 ada, F/1-12/B Blok, K.7 no’lu konutu satın aldığını, taşınmaz satış sözleşmesinin 3. Maddesine göre, teslim süresi 14 ay olup, davalı idarenin konutu, 12.12.2006 tarihinde teslim etmesi gerekirken, bu tarihten 14 ay 24 gün sonra olmak üzere, 5.3.2008 tarihinde teslim ettiğini, dolayısıyla davalıdan kira kaybına ilişkin tazminat alacağı bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL miktarındaki mahrum kaldığı kira bedelinin, her bir kiranın işlediği aydan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, 22/3/2011 tarihli ıslah dilekçesiyle talep miktarını 2.066,40 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davacı tarafından satın alınan konutun, inşaatların bitiminde, “geçici kabul”ü müteakip idarece önceden belirlenen programa göre teslim edildiğini, sözleşmede konutun teslimi ile ilgili kesin bir vadenin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, alacağın 1.000,00 TL’lik kısmına dava tarihi olan 28/12/2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle toplam 2.066,40 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Genel olarak borç ilişkisi kimler arasında meydana gelmişse, alacaklılık ve borçluluk sıfatları da bu kişilere
2012/1022-6125
ait olup, bunun doğal sonucu olarak, borçlu kime karşı ifa yükümü altına girmişse, alacak hakkı da o kişiye aittir. Bununla beraber alacaklının, alacağını üçüncü bir kişiye devretmesi mümkün olup, “alacağın temliki”, alacağı devreden alacaklı ile devralan kişi (yeni alacaklı) arasında yapılacak yazılı bir sözleşme ile meydana gelir. Alacağın temlikinde alacaklı, halen sahip olduğu bir hakkını devredebileceği gibi, henüz mevcut olmayan, müstakbel bir alacağını da devredebilir. Temlik edenin, temlik anında sahip olduğu bir hakkını devrettiği durumlarda, yapılan bu tararruf işlemi ile alacaklı, malvarlığının aktifindeki mevcut haklarda, başkası lehine bir azalmayı kabul etmektedir. Böylece, temlik akdi yapılır yapılmaz alacak, alacağa bağlı olan bütün imtiyazlar ve fer’i haklarla bereber devralana geçmektedir. (Borçlar Kanununun 168/1. maddesi) Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır. Nitekim, temlik eden kişinin, temlikle birlikte borçlu ile hukuki ilişkisi kesildiğinden, alacağın tahsilinin dava ve talep hakkının da, onun maliki durumuna geçmiş olan, temellük edene geçmesi, alacağın temlikinin doğal bir sonucudur. Kural olarak alacağın temlikinde borçlunun hukuki durumunda herhangi bir değişiklik olmamakta, sadece muhatap olacağı kişi (alacaklı) değişmektedir. Borçlar Kanununun 167/1. maddesinde de, borçlunun temlik edene karşı haiz olduğu def’ileri, temellük edene karşı da ileri sürebileceği belirtilmekle alacağın, temlik sırasındaki durumu ile yeni alacaklıya geçeceği ifade edilmektedir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa;
Dava, taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan, kira kaybı tazminatı istemine ilişkin olup, davalı tarafından ibraz edilen 16.12.2009 tarihli “devir protokolü” gereğince davacının, dava konusu sözleşmeden kaynaklanan alacaklarını dava dışı…’e devrettiği anlaşılmaktadır. Davacı ile dava dışı… arasında imzalanmış olan, davalının vekili gibi hareket eden dava dışı … Bankasının da onay verdiği 16.12.2009 tarihli “Devir Protokolü” başlıklı sözleşmenin ilk pragrafında, “…, TOKİ ile akdettiği 12.10.2005 tarihli satış sözleşmesinden doğan her türlü haklarını ve bu sözleşmeye göre bu protokol tarihine kadar yaptığı ödemeler tutarını devir alana temlik etmiştir.” Hükmü mevcut olup, alacağın temliki, borcun nakli niteliğinde olan böyle bir sözleşme ile, önceki malik olan davacı, temlik tarihi itibariyle her türlü hak ve alacaklarını dava dışı…’e devretmiş olduğundan, devredilen hak ve alacaklar içinde, temlik tarihi itibariyle devredenin borçluya karşı sahip olduğu geç teslim
2012/1022-6125
nedeniyle kira kaybından doğan alacaklarının da bulunduğu tartışmasızdır. Dava dışı…, önceki malik davacının, bu konudaki alacağını, alacağın temliki hükümlerine göre temellük etmiş olduğundan, devir işleminin, satılanın önceki malik davacıya teslim edilmesinden sonra yapılmış olması, dolayısıyla yeni malikin, devirden itibaren satılanı zilyetliğinde bulundurmuş olması da, sonuca etkili değildir. Az yukarda da açıklandığı üzere, söz konusu “alacağın temliki” sözleşmesi ile, gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklı olan dava dışı devralana geçmektedir.
Sonuç olarak davacının, dava dışı… ile imzalamış olduğu 16.12.2009 tarihli “Devir Protokolü” ve alacağın temliki hükümlerine göre, taşınmazın geç tesliminden kaynaklanan kira bedeli alacağı yönünden, davalı satıcıya karşı dava ve talep hakkı mevcut olmayıp, mahkemece aktif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 141.10 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.