Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/10334 E. 2012/13969 K. 30.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10334
KARAR NO : 2012/13969
KARAR TARİHİ : 30.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, dava dışı asıl borçluya kredi sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını, davalıların da kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil borçlu olarak imza attıklarını, vadesinde ödenmeyen borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, davalılar hakkında yapılan icra takibine haksız itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, kredi sözleşmesindeki imzaların kendilerine ait olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan alınan rapora göre sözleşmedeki imzaların davalıların eli ürünü olmadığı anlaşıldığından davanın reddine, davacının sözleşmedeki imzaların davalılara ait olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl alacağın % 40’ı oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş; hüküm; davacı, tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca icra takibinde bulunan alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanısıra, icra
takibininde kötüniyetle yapılmış olması gerekir. Salt icra takibinin haksız olması tazminat için yeterli değildir. Dava konusu olay incelendiğinde davacı bankanın davalı kefillerin kredi sözleşmesinde imzaları bulunmadığını bilerek icra takibi yaptığı söylenemez. Bankanın kredi sözleşmesine dayanarak yaptığı icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yön göz ardı edilerek davacı aleyhine kötüniyet tazminatını hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının 2 numaralı bendinin bütünüyle karardan çıkartılarak yerine aynen (yasal koşulları oluşmadığından davalıların kötüniyet tazminatının tahsiline ilişkin talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 21,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.