YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11054
KARAR NO : 2012/26039
KARAR TARİHİ : 20.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … Bankasından konut kredisi kullanarak satın almış olduğu taşınmazını kısa bir süre sonra davalıya sattığını, satış tarihinden sonra da kredi taksitlerini ödeyerek borcu kapattığını, ancak davalı tarafından “kredi borcunun kendisi tarafından ödendiğinden bahisle” hakkında takip başlatıldığını, oysa ki davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, satış konusu taşınmaza ilişkin kredi borcunu kendisinin ödediğini, nitekim ibraz etmiş olduğu ödeme makbuzlarının da bu hususu doğruladığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “kredi borçlusunun davacı olması nedeniyle, ödemelerin de asıl borçlu olan davacı tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, davalı tarafından banka makbuz alt koçanları ibraz edilmişse de, ödemelerin davalı tarafından yapıldığının başka delillerle ispat edilemediği” gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takip konusu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel ilişki, konut satım akdinden kaynaklanmaktadır. Davacı, kredi borcu bulunan taşınmazı davalıya sattığını, ancak söz konusu borcun yine kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek, takibin dayanaksız 2012/11054-26039
olduğunu, davalı ise davacının ödemesi gereken kredi borcunu kendisinin ödediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, satım akdine konu olan taşınmaza ilişkin kredi borcunun hangi tarafça ödendiği ve söz konusu bu borcu ödeme yükümlülüğünün taraflardan hangisine ait olduğu noktasında toplanmaktadır. Davalı delil olarak kredi borcunun tarafından ödendiğine ilişkin banka dekontlarının alt koçanlarını ibraz etmiş olup, her ne kadar söz konusu bu dekontların davalının elinde olması, ödemenin davalı tarafından yapıldığını göstermekte ise de, davalı ayrıca yargılama sırasında “Sözleşme Taahhütnamesi” başlıklı her iki tarafın imzasını içeren yazılı belgeyi de ibraz ederek, kredi borcunun ilk başta kendisi tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiğini, bununla birlikte sözleşmenin tadil edilerek bu yükümlülüğün karşı tarafa verildiğini, ancak borcun yerine getirilmediğini ve ödemelerin tarafından yapıldığını belirtmiştir.
Mahkemece söz konusu “Sözleşme Taahhütnamesi” başlıklı belge ve bu belgenin taraflarca tadil edilip edilmediği incelenip değerlendirilmemiş, eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. O halde taraflar arasında düzenlenmiş olan söz konusu bu sözleşme ve bu sözleşmenin tadil edilip edilmediği, tarafların bununla ilgili beyanları ve delilleri ile az yukarda açıklanan hususlar birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece “ödemenin kredi borcunun borçlusu olan davacı tarafından yapıldığının kabulü” ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.