YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1163
KARAR NO : 2012/16066
KARAR TARİHİ : 19.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar avukat olduklarını, davalılar… ve …’nun vekili olarak taraf oldukları davaları ve icra takiplerini takip ettiklerini, ancak haksız bir şekilde 18.10.2006 tarihinde azledildiklerini, akdi ve yasal vekalet ücretinin ödenmesi gerektiğini, öte yandan davalıların avukatı olarak sonradan görev yapan davalı …’nun müvekkilleri diğer davalılar adına kendilerini haksız ve yersiz olarak şikayet ettiklerini, manevi yönden de zarar gördüklerini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 1000 Tl maddi tazminat ile her bir davacı için 15.000 TL olmak üzere toplam 30.000 TL manevi tazminatın tahsilini istemişler, akabinde maddi tazminatın avukatlık ücretinden kaynaklandığını belirterek taleplerini 9.418.76 TL maddi tazminat olarak ıslah etmişlerdir.
Davalılar, davacıların haklı olarak azledildiğini, manevi tazminat koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacıların talep edebilecekleri vekalet ücretinden aldıklarının mahsubu sonucu kalan 4.297.92 TL maddi tazminatın davalılar… ve…’ten, her bir davacı için takdir edilen 2.500 TL manevi tazminat toplamı olan 5.000 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar… ve …’nun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2012/1163-16066
2-Temyiz eden davalılar… ve…’in diğer temyiz itirazları ile davalı …’nun temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacılar eldeki davada, davalıların kendilerini Baroya ve Cumhuriyet Savcılığına haksız olarak şikayet ettiklerini, karşı tarafın avukatı ile işbirliği yaptıklarının iddia edildiğini, manevi yönden yıprandıklarını ileri sürerek, manevi tazminat isteminde de bulunmuşlardır.
Bilindiği üzere, yalın bir ifade ile şeref ve haysiyet, dahil olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu yada böyle kabul edildiği için kişiye verilen değeri ifade eder. Kişinin onuru, şerefi ve saygınlığı onun toplum içindeki tüm manevi değerlerini temsil eder ve bunlar kişinin ahlaki değerleridir. Kişiyi küçük düşürmek, yanlış tanıtmak, gülünç yada zor duruma sokmak, manevi değerleri zedelediği gibi bir olayın aktarılması yada olay veya kişinin eleştirilmesi de şeref ve saygınlığına onura müdahale niteliğinde olabilir. Ne var ki, bu müdahalenin hukuka aykırı bulunmasıda mutlak zorunluluktur. Öte yandan şikayet hakkının hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bu olgu ve emareye dayanılarak başkalarının da böyle bir olay karşısında davalı gibi hareket etmesinin uygun görüleceği diğer bir anlatımla orta düzeydeki kişinin de somut olaydaki gibi davranacağı ve bu çerçevenin içinde kalan şikayet hakkının yerinde kullanıldığı da kabul edilmelidir. Aksi halde, şikayetin hak aramak özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı ve şikayet edilenin kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Dava konusu olayda, kişinin hak arama hürriyeti kapsamında, aşırıya kaçmayan ve şikayetini aktarmaya yarayan sözler sarfederek şikayette bulunmasın da hukuka aykırılıktan sözedilemeyeceğide izahtan varestedir. Somut olayda, davalılar… ve…’ın diğer davalı avukatları vasıtasıyla Baroya ve C. Savcılığına şikayet dilekçesi verirken, davacıların karşı tarafın avukatı ile anlaşarak bir icra prosedürü başlattıkları, davacıların bir miktar parayı tahsil ettiklerini, davacıların bu suretle birlikte hareket ettikleri iddiasında bulundukları anlaşılmaktadır. Ancak bu kullanılan ifadeler, davacı avukatlarının davalılarca azil sebebi kabul edildiği gibi bu ibarelerin yasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı da anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacıların manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği kabul edilmelidir. Mahkemece, davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu kalem isteğin kısmen kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı 2012/1163-16066 gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalılar… ve …’nun diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca teyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 19.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.