YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11909
KARAR NO : 2012/19784
KARAR TARİHİ : 13.09.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; davalı borçlunun 05.11.2008- 14.11.2008 tarihleri arasında 11 adet analiz yaptırdığını, analiz bedeli olan 2.756 TL’nin borçludan istendiğini ancak ödeme yapmadığını belirterek icra talebine itiraz ettiğini itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacı kuruma tahlil yaptırdığını dosyadaki belgeler altındaki imzaların da kendisine ait olduğunu, itirazının bu kadar borcunun olmadığına yönelik olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacının davasının kısmen kabulüne, takibin 2.182 TL üzerinden devamına, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir.. Borçlunun itirazının kötu niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya
da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken aksi gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile, temyiz olunan hükmün karar bölümünde yer alan “Alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” kısmının hükümden çıkarılmasına; yerine “Davacı lehine asıl alacağın yüzde 40’ı oranında inkar tazminatına hükmedilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 13.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.