YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12405
KARAR NO : 2012/15274
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya İzmir İli, … İlçesi, Tınaztepe Mah., 7328 ada-8 parselde kayıtlı olup davacı şirketçe yapılan inşaatın 30 nolu bağımsız bölümünün harici satış sözleşmesi ile 49.000,00TL bedelle satıldığını, davalının bu meblağın 39.000,00TL lik kısmını ödediği ve fakat 10.000,00TL lik bakiye borcunu ödemekten imtina ettiğini, ayrıca davalının isteği üzerine söz konusu daireye takılan klima bedeli olan 1.250,80 TL yi de ödemediğini, davalıya keşide edilen ihtarın da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, toplam 11.250,80TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaza ilişkin tüm ödemelerin yapıldığını, bu olmasa idi, Tapu Sicil Müdürlüğünde satış işlemi gerçekleştirilirken ferağ beyanı alınmadan satış ve devrin yapılmasının mümkün olmayacağını, borcun 2008 ve 2009 yıllarında tamamen ödendiğini ve tapuda devrin de bunu müteakip yapıldığını, aradan 2 yıldan fazla zaman geçtikten sonra açılan davanın kötüniyetli ve haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. 13.02.2012 tarihli esasa ilişkin beyan dilekçesinde ise davalı vekili, davacı tarafından müvekkiline satılmış bir daire mevcut olmadığını, tapu kayıtlarından dava konusu taşınmazın satıcının Aykut … ve … … olduğunu, alıcısının ise … olduğunu, hal böyle olunca davanın taraflar arasında görülüp karara bağlanmasının mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arsındaki adi yazılı satış sözleşmesinde davalı alıcı sıfatı ile yer almakta ise de, resmi satış senedinde davalının adının geçmemesi, adi yazılı senedin resmi senedin önüne geçemeyeceği, davacının davalının adına başka biri üzerinden işlem yapıldığı iddiasının resmi senet karşısında hüküm ifade etmeyeceği gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Alacak iddiasına dayalı işbu tazminat davasında, davalı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa sahiplerine ait taşınmaz
2012/12405-15274
üzerinde inşaa ettiği ve kendi payına düşen 30 nolu bağımsız bölümü haricen adi yazılı senet ile davalıya sattığını, davalının isteği üzerine resmi işlemler sırasında devrin davalının kayınvalidesi üzerine yapıldığını, devirden sonra davalının bakiye borcunu ve kendi isteği ile takılan klima bedelini ödemediği ileri sürmüştür. Bu husus, dosya içerisinde bulunan bila tarihli adi yazılı satış sözleşmesi ile de sabit olup, davalının bu sözleşmeyi inkar etmediği de açıktır. Davaya konu İzmir İli, … İlçesi, Tınaztepe Mah., 7328 ada-8 parselde kayıtlı olup davacı şirketçe yapılan inşaatın 30 nolu bağımsız bölümünün, dosya arasındaki 18.12.2009 tarih, 12573 yevmiye nolu resmi senette satıcısı olan … Şahan ve Aykut Şahan’ın, 14.05.2008 tarih 7543 yevmiye no.lu İzmir 14.Noterliğinin düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde arsa sahibi olduğu, davacının yüklenici(müteahit) sıfatıyla sözleşmede yer aldığı, yine aynı sözleşmede 30 nolu bağımsız bölümün yükleniciye kalan bölümlerden olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, tüm dosya kapsamından davacı şirketin mezkur kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendi uhdesinde kalan daireyi harici bila tarihli imzası inkar edilmeyen sözleşmeyle davalıya sattığı, davalının davaya cevabında davaya konu taşınmaza ait tüm borcunu ödediği yönündeki savunması da nazara alındığında bilahare kendi talimatı üzerine dairesinin tapusunun yakını üzerine yapıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Her ne kadar, Türk Medeni Kanununun 706., Borçlar Kanununun 213., 2644 sayılı Tapu Kanununun 26.maddeleri hükümleri gereğince tapuda kayıtlı bir taşınmaz satışının hüküm ve sonuç meydana getirmesi için sözleşmenin resmi biçim koşuluna uyularak yapılması zorunlu ise de; 30.09.1988 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının sonuç bölümünde vurgulandığı üzere yukarıda izah edilen oluş şekline göre hem davalının alıcı sıfatı ile imzaladığı sözleşmeye M.K 2. maddesi anlamında itibar edilmesi hem de yüklenici davacının Borçlar Kanununun 162. ve 163.maddeleri gereğince yazılı yapılmak koşuluyla davalıya temlik işleminde de bulunabileceğinin gözetilmesi gerektiği, bu doğrultuda işin esasına girilerek neticelerine göre hüküm kurulması gerekirken bu ilkeler göz ardı edilerek yazılı şekilde pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 21.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.