YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12745
KARAR NO : 2012/17496
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat olduğunu, 01.05.2001 tarihli vekaletname ile davalının vekili olarak dava dışı üçüncü kişilere karşı işçi alacaklarıyla ilgili … … Mahkemesi’nin 2001/32 ve 2002/113 sayılı dava dosyalarının sonuçlandırıp icra yoluyla takip ettiğini, davalının icra dosyasındaki ödemelerin tahsil edileceği sırada sözlü olarak kendisini azlettiğini, bu hususta icra dairesinde tutanak düzenlendiğini,azlin haksız olup yürütülen işler karşılığı vekalet ücretinin ödenmediğini, vekalet ücreti alacağı için … Sulh Hukuk Mahkemesi’nde alacak davası açıldığını ancak davalının talebiyle bu davadan vazgeçtiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL vekalet ücretinin … … Mahkemesi’nin 2002/113 esas sayılı ilamın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,avukatlık sözleşmesine boş olarak imza attığını,ücret sözleşmesinin rastgele doldurulduğunu, sözleşmede 4 milyar vekalet ücreti kararlaştırıldığını,bunun … mahkemesindeki alacağın %77 tekabül ettiğini, davacıya feragat etme ve dilediği kadar süre verme yetkisi tanımadığını, davacının davayı zamanında açmadığını, 7 yıllık sürede borçlunun mallarını haczettirerek alacağı tahsil etmediğini,avukatlık sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile 4.000,00 TL’nin 30/07/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasında 1.05.2001 tarihinde yazılı avukatlık sözleşmesi imzalanmış, söz konusu sözleşmede 4.000.000,00 TL(eski para birimi ile) ücreti vekalet
kararlaştırılmış olup, vekalet ücretinin tamamının davanın bitiminde karar kesinleştiğinde ödeneceği hükme bağlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ücrete ilişkin 163 ve 164. maddeleri, vekil ile müvekkil arasındaki ücrete ilişkin düzenlemeleri getirmiştir. 1136 sayılı Kanunun bazı hükümlerini değiştiren 4667 sayılı Kanun, 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu kanun yürürlüğe girmeden önceki uyuşmazlıklarda; sözleşme var ise, sözleşme hükümleri, yok ise ya da sözleşme geçerli değil ise, 163. maddenin son fıkrası hükümleri uygulanmaktaydı. 163. maddenin son fıkrasında ise “Yazılı ücret sözleşmesi yapılmamış olan hallerde asgari ücret tarifesi uygulanır.” düzenlemesi bulunmaktadır. Böylelikle, sözleşmenin yapılmamış olması ya da geçersiz olması hallerinde hukuki yardımın başladığı tarihteki asgari ücret tarifesinin uygulanacağı açıktır. Dairenin kararlılık kazanmış uygulamaları da bu yöndedir. 4667 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih olan 2.5.2001 tarihinden itibaren ise, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin 4. fıkrası uygulanacaktır.
4667 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih olan 2.5.2001 tarihinden önce uygulanacak avukatlık ücretinin belirlenmesine ilişkin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 163. maddesindeki düzenlemeye göre;” Avukatlık ücreti, avukatın vekalet hizmetine karşılık olan meblağı ifade eder. Avukatlık ücreti, avukatla … sahibi arasında serbestçe kararlaştırılır. Şu kadar ki, tarifedeki asgari miktar altında kalan avukatlık ücreti karşılığında … ve dava kabulü yasak olup, aksine hareket disiplin cezasını gerektirir. Dava, takip ve her türlü danışma ücretleri hakkındaki anlaşmaların yazılı şekilde olması şarttır. Ücretten doğan davalarda, yazılı sözleşmeden başka delil getirilemez ve dinlenemez. Yazılı ücret sözleşmesi yapılmamış olan hallerde asgari ücret tarifesi uygulanır. ” Aynı yasanın 164.maddesinde ise “ Ücret sözleşmesinin kural olarak belli bir miktarı kapsaması gereklidir. Şu kadar ki, üçüncü fıkra hükmü saklı kalmak üzere, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava olunan veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. İkinci fıkraya göre yapılacak anlaşmalar, dava konusu olan mal, alacak veya hak gibi kıymetlerden bir kısmının aynen avukata ait olacağını ve böylece avukatın taraflardan biri imiş gibi dava konusuna doğrudan doğruya ortaklığını kapsayamaz. Bu gibi ücret sözleşmeleri batıldır. Avukatla … sahibi arasında aksine yazılı sözleşme bulunmadıkça tarifeye dayanarak karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücreti avukata aittir. “ 168.maddeye göre ise “Avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın başladığı veya davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan
tarifeler esas alınır. “ hükmü mevcuttur.
Somut uyuşmazlıkta davacı avukat hakkında Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma açılmış ve … 2. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında açılan dava sonucu beraat etmiştir. Öte yandan yine davacı avukat hakkında disiplin soruşturması yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece, gerek ceza gerekse disiplin soruşturmalarının sonuçları ve kesinleşmesi beklenmeden karar verilmiştir. Oysa, her iki soruşturma sonucunun eldeki bu davayı etkileceği ve mahkumiyet kararının hukuk hakimini bağlayacağı açıktır. Bu durumda mahkemece anılan soruşturmadan beklenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Beraat kararının kesinleşmesi halinde ise sözleşmenin ilgili kısmının geçerli olup olmadığı değerlendirilmelidir. Yanlar arasında imzalanan 01.05.2001 tarihli ücret sözleşmesi 4667 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce düzenlenmiş olup, bu durumda 5043 sayılı Yasayla eklenen 21. Maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği de nazara alındığında 01.05.2001 tarihinde yürürlükte olan 1136 sayılı Avukatlık Yasası hükümlerinin uygulanması gerekir. Anılan tarihte yürürlükte olan 1136 sayılı Yasa hükümleri uyarınca, başarısızlık halinde ücreti ne olacağı sözleşmede kararlıştırılmadığından yazılı ücret sözleşmesi geçersizdir. Geçersiz sözleşme uyarınca davacı avukat ancak, hukuki yardımın başladığı tarihteki AAÜT uyarınca hesaplanacak ücreti isteyebilir. Bu nedenle mahkemece hukuki yardımın başladığı tarih belirlenip o tarihte yürürlükte olan tarife uyarınca ücretin hesaplanması ve davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Öte yandan, mahkemece azil tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Oysa B.K.nın 101/1. maddesi uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Hükmü uyarınca davacı ancak ihtarname ile temerrüde düştüğünü ispatlayamamış olup, ancak dava tarihinden itibaren faiz isteyebilir. Mahkemece azil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 05.07.2012 günü oybirliği ile karar verildi.peşin alınan 60,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 05.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.