Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/128 E. 2012/13948 K. 30.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/128
KARAR NO : 2012/13948
KARAR TARİHİ : 30.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 25.07.2001 tarihli gayrımenkul ve zilyetliğin devri senedine istinaden davalıya murisinden intikal ve taksim edilen ve … tarafından tanzim edilen 18.05.1996 tarihli kroki de 4 nolu bölüm olarak gösterilen 4.950.m2 yeri davalıdan 16.000.DM.ye satın aldığını ancak 2005 yılında yapılan kadastro sonucunda 2.867.m2 yerin adına tescil edildiğini, geriye kalan 2.083. m2 yerin ise 1971 yılında dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından başka parsellerle birlikte kamulaştırıldığı gerekçesi ile dava dışı hazine adına tescil edilen 10.000. m2 alanın içine dahil edildiğini ileri sürerek öncelikle satış bedeli olan 9.500.00.TL ile sözleşmede kararlaştırılan 4.500.00.TL cezai şartın; bunun mümkün olmaması halinde adına tescil edilmeyen bölümün değerinin hesaplanarak bedelinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalıdan 25.07.2001 tarihli gayrımenkul ve zilyetliğin devri senedine istinaden … tarafından tanzim edilen 18.05.1996 tarihli kroki de 4 nolu bölüm olarak gösterilen 4.950.m2 yeri 16.000.DM.ye satın aldığı ancak 2005 yılında yapılan kadastro sonucunda 2.867.m2 yerin davacı adına tescil edildiği, geriye kalan 2.083. m2 yerin ise 1971 yılında dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından başka parsellerle birlikte kamulaştırıldığı gerekçesi ile dava dışı Hazine adına tescil edilen 10.000. m2 alanın içine dahil edildiği, dosya içeriği ile sabittir. BK’ nun 189. maddesinde; satıcının, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamin olacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre, ayıp ister subjektif bir haktan, ister objektif bir hukuk kaidesinden doğsun, satıcı, devrini kabul ve taahhüt ettiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Bu nedenle, devredilen hak, herhangi bir sebepten, devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa, satıcı sorumludur. Olayımızda da davalı satıcı, BK.’ nun 217. maddesi yollaması ile BK.’ nun 192. maddesi gereğince zapta karşı sorumludur. Mahkemece, işin esasına girilerek, tapusuz taşınmazın satışına ilişkin 25.07.2001 tarihli adi yazılı senette ve ekindeki … tarafından tanzim edilen 18.05.1996 tarihli krokideki sınırlar ve satış bedeli esas alınarak, Karayolları Genel Müdürlüğü adına 1971 yılında yapılan kamulaştırma esas alınarak Hazine adına tescil edilen kısım için ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince kadastro tespitinin kesinleştiği tarih itibariyle ulaştığı miktar, mahallinde uzman bilirkişi veya bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak, taraf ve yargı denetimine uygun şekilde raporla belirlenip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 2.75 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.