Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/13698 E. 2012/20826 K. 24.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13698
KARAR NO : 2012/20826
KARAR TARİHİ : 24.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile ortak murisleri olan … … 08.04.2009 tarihinde vefat ettiğini, ölmeden önce kanser hastası ve ağır durumda olduğunu, bu halde iken davalının, … Şubesindeki müşterek hesaplarından, miras hakkını bertaraf etmek amacıyla, murise karşı özen borcunu da yerine getirmeden tüm paraları çektiğini ileri sürerek murisinin davalı ile olan müşterek hesabından davalı tarafından çekilen paradan, şimdilik 25.000,00 TL sinin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müşterek hesapta bulunan paranın 2/3’ünün müvekkiline ait kişisel mallarının satışı sonucu elde edildiğini ve daha önce müvekkili davalının başka bankalardaki hesabına yatırılmışken, murisin iradesine uygun olarak … Şubesindeki müşterek hesaba aktarıldığını, hesaptaki paranın kalan 1/3 lük kısmının ise, edinilmiş mallar karşılığı hesaba yatırıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının murisleriyle müşterek hesabındaki tüm parayı çektiğinden bahis ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000,00 TL’nin tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bankadan getirilen “Teselsüllü müşterek hesap sözleşmesinin” incelenmesinden anlaşılacağı üzere; Taraflar arasında ortak bir hesap bulunmaktadır. Ortak hesapta, birden fazla kişinin birlikte bir bankada hesap açtırıp, her birinin tek başına hesaptan para çekme yetkisine sahip olması söz konusudur. Hesap sahiplerinin birlikte imza ile para çekebilecekleri konusunda bankaya talimat vermeleri halinde açılacak hesap ise müşterek hesaptır. Davamızda, davalıyla muris adına açılan hesabın hernekadar başlığı müşterek hesap sözleşmesi şeklinde yazılmış ise de, içeriğinden bu hesabın ortak hesap olduğu, her bir hesap sahibinin sınırsız tasarruf yetkisinin bulunduğu görülmektedir. Bu durumda davalının hesaptaki paranın tamamı üzerinde tasarruf yetkisi bulunmaktadır (B.K.148), Davalının yasal olan bu tasarrufunun, soyut olarak, kötü niyetli olduğu veya davacının miras hakkını bertaraf etmek amacıyla yapıldığını iddia etmek geçerli olmaz, kaldı ki bu konudaki iddia kanıtlanmış da olmadığından bahis ile davanın reddine karar verilmiştir.Davalı ile murisin bankada teselsüllü müşterek hesap açtırdıkları ve bu hesaptaki paranın davalı tarafından çekildiği hususu gerek dosyadaki bilgi ve belgelerden gerekse davalı beyanlarından açıkça anlaşılmaktadır. Müşterek hesaptaki paylar aksi iddia edilip ispatlanmadıkça birbirine eşit kabul edilir. Hesabın teselsüllü müşterek hesap olması ise tarafların herbirinin bu hesaptan istediği kadar para çekebilmesi ve bankanın bu nedenle sorumluluğunun doğmaması ile ilgilidir. Sonradan müşterek hesaba dönüştürülmüş olsa da taraflardan herbiri, hesaptan para çekerken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olup, payından fazla çektiği miktarda diğer hesap sahibine göre borçlu durumuna düşer. Müşterek hesap sahibi mudiler arasındaki ilişki esas itibarıyla vekalet ilişkisidir. Bu açıklamalar ışığında davalının kendi payını aşar şekilde hesaptan para çektiği sabit olduğuna göre, davacı payını aşan kısım için BK’nın 390.maddesi hükmü uyarınca vekil edenin iradesine uygun hareket etme, onu zararlandıracak davranışlardan kaçınma yükümlülüğü vardır. Vekil vekalet yetkisini kasten vekil edenin zararına, kendisinin ya da düşünce ve çıkar birliğine girdiği kişi yararına kullandığı takdirde, yapılan işlem vekalet vereni bağlamaz. Mahkemece müşterek hesaptaki paranın yarı payının murise ait olduğunun kabul edilerek buna göre taraf delillerinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.