YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13821
KARAR NO : 2012/28364
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan almış olduğu kredi kartına ilişin gönderilen 20.11.2008 tarihli hesap ektresinde, kredi kartından toplam 4.598,00 TL’lik kontör alınmak suretiyle harcama yapıldığının belirtildiğini, yasal faizi ile birlikte 4.700,00 TL ödemek zorunda kaldığını, oysa ki böyle bir kontör alımından haberi ve onayı olmadığını, yapılan işlemlerin, davalı bankanın yeterli özeni göstermemesinden kaynaklandığını ileri sürerek, ödemiş olduğu 4700,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı gereğince, davanın kısmen kabulüne, 5.598,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya ait kredi kartı şifresi kullanılarak internet aracılığıyla 12.08.2009 tarihinde 2 işlem ve 22.09.2008 tarihinde 56 işlem olmak üzere toplam 58 işlem karşılığında davacının hesabından 4.598,00 TL’lik kontör alışverişi gerçekleştirildiği anlaşılmakta olup davacı, davalı Banka ile interatif şifre kullanımı ile ilgili bir sözleşme yapmadığını, böyle bir şifresi olmadığı için internet ortamında alışveriş yapmasının da teknik olarak mümkün olmadığını, rızası ve bilgisi dışında kullanılan kredi kartı harcamalarından sorumlu olmadığını ileri sürerken, davalı ise, davacının internette işlem yapabilmek için çağrı merkezinden güvenlik sorularını doğru cevaplayarak gerekli bilgileri aldığını, CD kayıtlarının mevcut olduğunu, olayda Bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek, yapılan harcamalardan davacının sorumlu olması gerektiğini savunmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde;
“Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.”
“Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.”
“Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.
Yine taraflar arasındaki kredi kartı sözleşmesinin, “Kart ve Şifrenin Kullanımından Sorumluluk” başlıklı 89. maddesinde de, kart şifresinin gizli tutulması gerektiği, aksi halde kart sahibinin sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olduğu gibi, davalı Banka da, internet üzerinden yapılan alışverişlerde gerekli güvenlik önlemlerini almak zorundadır. Bu konudaki güvenlik önlemlerinden biri de, statik şifre yerine, her işlemde değişen dinamik şifre uygulamasıdır. Nitekim bankaların internet şubesine girişlerde, “tek kullanımlık şifre” uygulaması, 1.1.2010 tarihi itibariyle yasal olarak da zorunlu hale gelmiştir. Bu uygulama ile müşteri numarası, parola bilgileri girildikten sonra internet ortamında ancak SMS ile gönderilen tek kullanımlık şifre ile işlem yapılması mümkün olabilmektedir. Yapılan her işlemin onayı için, cep telefonuna gelen SMS şifresinin girilmesi gerektiğinden, bu sistemle birlikte kötüniyetli kişilerin, kredi kartı sahibinin cep telefonuna sahip olmadıkları sürece internet ortamında işlem yapabilmeleri de olanaksız hale gelmiştir. O halde olay nedeniyle tarafların sorumluluklarının mevcut olup olmadığının tespitinde açıklanan hususların da değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Alınan bilirkişi raporlarında ise bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, davalı Banka tarafından ibraz edilen CD kayıtları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tarafların olay nedeniyle objektif özen yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, kusur ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığı konularında taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 273.15 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.