Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/1410 E. 2012/27329 K. 29.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1410
KARAR NO : 2012/27329
KARAR TARİHİ : 29.11.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı karşı davalı vekili Avukat … geldi davalı karşı davacı adresten ayrıldığı için tebligat yapılamadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile imzaladıkları 21.4.1987 tarihli devre tatil sözleşmesi gereğince,…İlçesi, .. mevkiinde bulunan 911 ve 1139 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki …Tatil Sitesinde A bölgesinde bulunan 10 kapı nolu evin 8. ve 16. devrelerini kapsayan devre tatil hakkına sahip olduğunu, davalı tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yenileştirme ve iyileştirme kapsamında siteye 11.557.000 TL. tutarında harcama yapıldığını, bu miktarın yenileme katkı payı adı altında devre sahiplerinin hisselerine düşen tutarlarda ödemeleri gerektiğinin bildirildiğini, oysa ki sözleşmenin 10. maddesinin c fıkrası gereğince, devre sahipleri olarak ödemekle yükümlü oldukları miktarın, işletme servis bedellerinden ibaret olduğunu, davalının bu servis bedellerini de keyfi olarak fahiş belirlediğini, kapasite artırma ve ek gelir sağlamayı amaçlayan otel, havuz gibi harcamaların devre sahiplerinden talep edilemeyeceğini, bu talebin 4077 sayılı yasa ve yönetmelik hükümlerine ve hakkaniyet ilkelerine de aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı tarafça yenileme katkı payı adı altında talep edilen 8. devre için 1567 TL. 16.devre için 448 TL. bedelden Sorumlu olmadığının tespitiyle bu konuda yaratılan muarazanın men’ine , işletme servis bedeli olarak ödenmesi talep edilen 1.771 TL. nin 416 ,00 TL.na indirilerek bakiyesinden borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yenileme katkı payına ilişkin talebin, sözleşme, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş, davacı aleyhine açtığı ve birleştirilen davada ise, yapılan bu imalatlar nedeniyle devre tatil hakkının rayiç değerinin arttığını, bu artış oranında da davalı-karşı davacının sebepsiz zenginleştiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2.688 TL. tazminatın davalı-karşı davacıdan zenginleşmenin meydana geldiği 29.12.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden, davacının, 218,30 TL. Yenileme katkı bedelinden sorumlu olduğunun, bakiyesinden borçlu olmadığının tesbitine, 2005 yılı devre servis bedelinin her bir devre için 416 TL. Olarak tesbitine , birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, bu dava ile, davalı şirket tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yapılan işler gerekçe gösterilmek suretiyle, “yenileme katkı payı” adı altında ödeme yapılmasının talep edilemeyeceğini belirterek, borçlu olmadığının tespitini ve bu hususta yaratılan muarazanın men’ini ayrıca kendisine tanınan yetkiyi kötüye kullanarak ve yüksek miktarda ” işletme (devre ) servis bedeli ” belirlenerek ödenmesinin talep edildiğini ve bu bedelden de 416,00 TL. dışında borçlu olmadığının tesbitini istemiş, davalı ise, yapılan yenileyici ve iyileştirici imalatlar nedeniyle devre tatil sahiplerinin hisselerine düşen bedeli ödemekle yükümlü olduklarını, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığını savunmuş, davacı aleyhine açmış olduğu birleşen dava ile de, davalı-karşı davacının sebepsiz zenginleşmesine dayanarak, tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davalının tarafları, konusu ve sebebi aynı olacak şekilde asıl davada tesbit edilen miktar dışında yeniden talep hakkının bulunmadığı gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı-karşı davacı şirket tarafından, 29.12.2005 tarihi itibariyle devre sahiplerinin sebepsiz zenginleşmesinin meydana geldiği belirtilerek, bu tarihe kadar yapılan
yenileme giderleri nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğuna göre, benzer dosyalarda Dairemize ait bozma kararlarında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı-karşı davacının, objektif iyiniyet kurallarına göre, evlerin ve müşterek kullanıma ayrılan yerlerin normal olarak kullanılabilmesi, varlığını koruyabilmesi için zaruri olan bakım ve onarımı, evlerdeki yıpranan eşyaların zorunlu olarak yenilenmesi için gereken masrafları davacı-karşı davalı devre tatilciden sözleşme kapsamına göre isteyebileceğinin kabulü gerekeceğinden, davalı-karşı davacı şirketin sebepsiz zenginleşmeye dayalı söz konusu talep hakkının da anılan sözleşmeden doğduğunun kabulü gerekir. Davacı tarafından açılan menfi tesbit davası sonucunda, mahkemece verilen hüküm, davacının 2001 yılından başlayarak 14.2.2005 tarihli yazı ile bildirildiği tarihe kadar davalı şirket tarafından yapılan makul ve normal tamirat,tadilat, yenileme ve onarım giderlerinden ünite ve devre başı ile davacı hissesine düşen bedelin yenileme katkı bedeli konusunda borçlu olduğu miktarı gösteren tesbit hükmü niteliğindedir. Davacının borçlu olduğu tesbit edilen miktar ile birlikte sebepsiz zenginleşmenin meydana geldiğini bildirdiği 29.12.2005 tarihine kadar talep edebileceği yenileme katkı bedelinin, davalı şirket tarafından icrai nitelik taşıyan eda davası ile talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının eda davası açmasında hukuki yararı da bulunmaktadır. O halde , birleşen dava açısından davacının sorumlu olduğu 29.12.2005 tarihine kadar yenileme katkı bedelinin gerektiğinde ek rapor alınarak , davalıya ödetilmesine karar verilmesi gerekirken , mahkemece yanlış değerlendirme ile reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen kararın, 2. bent gereğince davalı şirket yararına BOZULMASINA, peşin alınan 180,90 TL. temyiz harcının istek halinde davalı-davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.