Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/14559 E. 2012/23370 K. 16.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14559
KARAR NO : 2012/23370
KARAR TARİHİ : 16.10.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı şirketin 12.3.2009 tarihinde yapılan açık artırmalı eşya satışında satış listesinde kayıtlı eşya grubunu 4.960,00 TL bedelle almayı üstlendiği halde süresi içerisinde satış bedelini ödemediğini ve gümrüğe terk edilen eşyanın, yeniden satışa çıkarılmasına ve daha düşük bedelle satılmasına neden olduğunu, davalının yatırdığı güvencenin irat kabul edildiğini, geriye kalan satış bedeli olan 2.800 TL ile aradaki fark olan 2.160 TL, bu farka isabet eden 66,00 TL ardiye ücreti, 57,00 TL KDV ile toplam 2.283,00 TL borç tutarının ödenmediğini, davanın kabulü ile 2.283,00 TL alacağın 12.3.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile bilikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu alacağın hukuki mesnedi olan 2000/1724 sayılı Tasfiye Tüzüğü, 5.2.2010 tarihli 27474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/9 sayılı Tasfiye Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına dair Tüzük ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükten kaldırılan tasfiye tüzüğünün yerine, 7.10.2009 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Tasfiye Yönetmeliği yürürlüğe konulmuştur. Mahkemece, yürürlükte olan tasfiye yönetmeliğin 16/b maddesinde, satışın tamamlanmasını izleyen 7 gün içerisinde ihale bedelinin
2012/14559-22370
ödenmesinin zorunlu olduğu, bu süre içerisinde ihale bedelinin ödenmemesi halinde satışın bozularak alınan güvencenin döner sermayeye gelir kaydedileceği hükmünün var olduğu ancak yeniden yapılan satışta, yürürlükten kaldırılan tasfiye tüzüğünün aksine, satış bedelinin önceki satış bedelinden az olması halinde iki bedel arasındaki farkın ilk alıcıdan tahsil edileceğine ilişkin bir hükmün bulunmaması ve genel hukuk kuralı gereği yürürlükten kaldırılmış olan bir kanunun, kararnamenin veya tüzüğün tekrar geçmişe şamil olarak yürütülemeyeceği ve iki düzenleme arasındaki sanık lehine olan hükmün uygulanması kuralları gereği davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu satış işlemleri 12.3.2009-9.6.2009 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Tasfiye tüzüğünü yüürlükten kaldıran 2010/9 sayılı tasfiye yönetmeliği 5.2.2010 tarih ve 27474 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla yürürlük tarihi itibariyle önceki satışlar için geçerli değildir. Dava konusu olayın çözümünde, anılan tarihleri arasında yürürlükte olan tasfiye tüzüğünün amir hükümlerinin uygulanması, anılan tasfiye tüzüğü doğrultusunda davalının ihaleden dolayı kusurlu olup olmadığı, kusurluysa sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.