Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/1641 E. 2012/26919 K. 27.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1641
KARAR NO : 2012/26919
KARAR TARİHİ : 27.11.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı asıl … ile vekili Avukat … geldi karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, taraflar arasında 01/01/2004 tarihli “Hususi İş Ortaklığı Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşme ile davalının “… Kebap Salonu” isimli iş yerine ortak olmasına ilişkin iştirak bedelinin %50’si tutarındaki 100.000,00 TL’nin kendisi tarafından karşılandığının, bu nedenle de yıl sonunda ortaya çıkacak kar ve zararın davacı ile davalı arasında eşit olarak paylaştırılacağının kararlaştırıldığını, ancak davalının sözleşme gereğince ödemesi gereken hiçbir kar payını ödemediğini, vekaletname ile kendisine vermiş olduğu işletme üzerindeki tüm yetkilerinden de azlettiğini, bunun dışında davalıya 35.000,00 TL ödünç olarak para gönderdiğini, davalının gönderilen para ile araç satın alıp, üzerine tescil ettirdiği halde bu borcunu da ödemediğini, tüm bu alacaklarının tahsili için takip başlatmışsa da, takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, takibe itirazın şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının iptaline, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taraflar arasındaki sözleşmenin danışıklı olması
nedeniyle batıl olduğunu, davacı ile aralarında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davacının kendisine herhangi bir ödeme de yapmadığını, kaldı ki davanın “… Kebap Salonu” adlı işletmenin tüm ortaklarına karşı açılması gerektiğini, davacının borç olarak gönderdiğini iddia ettiği 35.000,00 TL’nin ise, davacıdan olan alacağına karşılık gönderildiğini, başka bir ifade ile mevcut bir borcun ifası anlamında olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 24.5.2011 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, “taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesi gereğince davacının davalıdan 27.284,98 TL alacaklı olduğu, öte yandan davacının, dava dışı…Motorlu Araçlar Limited Şirketi hesabına, davalı adına araç alımı için gönderdiği 35.000,00 TL nedeniyle de alacaklı olduğu” kabul edilerek, davanın kabulüne, taleple bağlı kalınmak suretiyle takibe yapılan itirazın, 10.000,00 TL’lik asıl alacak üzerinden iptaline, bu miktar asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, hüküm altına alınan alacak miktarının %40’ı üzerinden hesaplanan 4.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile aralarındaki “Hususi İş Ortaklığı Sözleşmesi”nden kaynaklanan alacaklarının yanında ayrıca araç satın aldığı sırada davalıya 35.000 TL ödünç para gönderdiğini ileri sürerek, bu konudaki alacağının da hüküm altına alınmasını talep etmiş, davalı ise paranın, araç alımı için gönderildiğini kabul etmekle birlikte, gönderilme nedeninin ödünç değil, daha önceki bir borcun ifası olduğunu savunmuştur.
Görüldüğü üzere davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır.(Bkz. HGK.nun aynı yöndeki 12.3.2003 tarih, 2003/3-118 esas ve 2003/158 karar; 9.6.2004 tarih, 2004/4-362 esas ve 2004/347 karar sayılı kararları)
Öte yandan davacı, delil olarak banka havale dekontuna dayanmışsa da, havale kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. 2012/1641-26919
Başka bir ifade ile havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) iddia eden bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
O halde somut olayda ispat yükü davacıda olup, davacı söz konusu havale bedelini davalıya ödünç olarak gönderdiğini ispat etmekle yükümlüdür. Davacının davada delil olarak dayandığı ve dava dışı…Motorlu Araçlar Limited Şirketi hesabına davalı adına göndermiş olduğu havalede “… sıfır araç bedeli” açıklaması mevcut ise de, paranın ödünç olarak gönderildiği yazılı olmadığından, bizatihi bu açıklama da, davacının iddiasını ispat ettiğini kabul etmek için yeterli değildir. İbraz edilen delillere göre davacının bu konudaki iddiasını yasal delilerle ispat edemediği anlaşılmaktadır. Ne var ki davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan, bu konuda davalıya yemin yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilip, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacı alınarak davalı ödenmesine, peşin alınan 148,50 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.