Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/16591 E. 2012/19345 K. 11.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16591
KARAR NO : 2012/19345
KARAR TARİHİ : 11.09.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı kurum arasında Veri Giriş ve Kontrol Hizmetleri alımı sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirketin sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davalı kurumun 5510 sayılı kanunun 81 ve 4/1 maddeleri gereğince sigortalılar için yatırılacak sigorta primlerinden işveren hissesine isabet eden 5 puanlık kısmın hazine tarafından karşılanacağı hükmüne aykırı olarak hak edişlerinden kesildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 6.585.05 TL nin dava tarihinden itibarın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 7.010.15 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece verilen kısa kararda, “Davanın kısmen kabulü ile 5.872.46 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” denildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda; kararın gerekçesinde yine 5.872.46 TL kesinti yapıldığının kabulü ile bu miktar üzerinden hüküm tesisi gerektiği belirtildiği halde hüküm kısmında “ Davanın kabulü ile 7.010.15 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile 2012/16591-19345
birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ” şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. HUMK.nun 382-388 ve 389 maddeleri gereğince kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler. Bu durumda, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, mahkemece, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerekir.
2-Bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.