YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16664
KARAR NO : 2012/23208
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, … ilçesi, … ada, … parselde kayıtlı taşınmazın açık artırmasına katıldığını ve taşınmazın 576.000,00 TL bedelle müvekkiline kaldığını, müvekkilinin açık arttırma şartnamesine uygun olarak % 4 teminat bedeli olan 23.050,00 TL teminatı banka havalesi ile 23/06/2011 tarihinde TOKİ hesabına yatırdığını, ihale sonucunun kendisine tebliğ edilmediğini, telgrafın 15/07/2011 tarihinde … isimli şahsa teslim edildiğini, İsa Tekpınar’ı tanımadığını, tebligatın usulsüz olduğunu, satın aldığı yerin 16/09/2011 tarihinde yeniden satışa çıkarılmasının ihale şartnamesine aykırı olduğunu iddia ederek, ihale sonucunun davacıya bildirilmediğinin tesbitine, müvekkilinin 21/06/2011 tarihinde açık arttırma suretiyle satın aldığı, taşınmazdaki muarazanın men’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının açık adresine telgraf gönderildiğini, telgrafın 15/07/2011 tarihinde şartnamede beyan edilen adrese teslim edildiğini, davanın haksız ve yersiz açıldığını savunmuş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, telgrafın davacının verdiği yazışma adresine gönderildiği, şartname hükümlerin göre ihalenin feshinde ve teminatın gelir kaydedilmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartları
denilmektedir. Bu şartlar, dava açılabilmesi için değil, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Hakim tarafından yargılamanın her aşamasında ve resen gözetilmesi gereken bir husus olduğundan, dava şartlarından birinin bulunmadığı tespit edildiği takdirde esas hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi zorunludur.
Bir davada “hukuki yararın varlığı”, davanın konusuna ilişkin dava şartlarından biridir. Davacının, dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli olmayıp, ayrıca dava açmakta hukuki yararının da bulunması gereklidir. Dava ile erişilmek istenen amaç, aynı güvenle fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Aynı şekilde görülmekte olan bir davada savunma olarak ileri sürülmesi mümkün olan bir hususun, ayrı bir dava konusu yapılmasında da korunmaya değer bir hukuki yarar yoktur.
Somut olaya bakılacak olursa; dava, ihale sonucunun davacıya bildirilmediğinin tespiti ile muarazanın giderilmesi talebine yöneliktir. Davacı açık artırma şartnamesine göre alınan teminatın davalıdan tahsili yönünde eda davası açabilecek iken tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.nun 370/4. maddesi gereğince, sonucu itibari ile doğru olan hükmün, gerekçesinin, yukarıda açıklandığı şekliyle düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, sonucu itibariyle doğru olan hükmün, gerekçesinin düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan 21.15 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.