YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16803
KARAR NO : 2012/23100
KARAR TARİHİ : 12.10.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Yenimahalle İlçesi, … Mahallesi,… ada … parsel, … blok … no.lu parselde bulunan meskenine su abonesi olabilmek için 4.450 TL kanal katılım ve şebeke bedeli ödediğini belirterek,ödediği bedelin iadesine,ödemesi gereken bir bedel varsa bunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının kanal katılım ve şebeke bedeli olarak davalıya 399,18 TL sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da 2012/16803-23100
yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek; 16.12.2011 tarihli kısa kararda; “davacının kanal katılım payı ve şebeke hisse bedelinden dolayı Askiye 399,18 TL sorumlu bulunduğunun tespitine, davacı tarafından davalıya fazladan ödenen 4.050,82 TL’nin taksitlerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faiz ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen,gerekçeli kararda, “davacının kanal katılım payı ve şebeke hisse bedelinden dolayı ASKİ ye 399,18 TL sorumlu bulunduğunun tespitine”” denilerek infazda tereddüte yol açacak şekilde karar verilmesi nedeniyle HUMK.’ nun 388/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazları ile davalının temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davacının sair temyiz itirazları ile davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yerolmadığına, peşin alınan 240,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine,HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.