YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17032
KARAR NO : 2012/27214
KARAR TARİHİ : 28.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1994 yılında davadışı … dan harici satış sözleşmesi ile bir adet bağımsız bölüm satın aldığını, 70.000.00.DM’ ı davalı …’ ın banka hesabına olmak üzere toplam 170.000.00.DM ödediğini, aldığı evde de 50.000.00.DM değerinde tadilat yaptığını fakat davalı … tarafından müdahalenin önlenmesi davası açıldığını ve mahkemece lehine ödediği ve yaptığı masraflar karşılığında hapis hakkı tanınmak suretiyle müdahalenin men’ ine karar verildiğini, 01.03.2000 yılında davalı … aleyhine davalı vekili … aracılığıyla tapu iptal ve tescil davası açıldığını ancak davalı vekilinin vekalet görevini kötüye kullanarak davadan feragat ettiğini 5 yıl sonra öğrendiğini ileir sürerek faydalı masraflar için 40.648.00.TL ile ödenen 170.000.00.DM yönünden 138.201.00.TL’ nın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka,
gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388. ve 389. maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388. maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir. Aynı hüküm 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde yer almıştır.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçe de “70.000.00.DM karşılığı alacak ve faydalı masraflara yönelik davalı … aleyhine açılan davanın kesin hüküm sebebiyle, 100.000.00.DM karşılığı açılan dava ve diğer alacaklar için davalılar … ve Derya aleyhine açılan davanın ise zamanaşımı sebebiyle reddine” karar verildiği belirtilmiş ise de, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Davacının davasının kesin hüküm nedeniyle reddine” şeklinde karar verilmesi nedeniyle 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 18.40 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.