YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1757
KARAR NO : 2012/5274
KARAR TARİHİ : 01.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı hastane hekimi tarafından tedavisinin yapıldığını,nüks eden mesane tümörü sebebiyle patalojik bulgu elde etmek için yapılan ameliyatta alınan parçanın hastane tarafından kaybedildiğini, hastanenin olayda kusurlu olduğunu belirterek 1.250 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın davalı hastaneden tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 1.150 TL maddi tazminatın ve 1.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 15/01/2010 tarihinden yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-12.07.2011 günlü ilam temyiz eden davacı tarafa 24.10.2011 tarihinde tebliğ edilmiş ve temyiz dilekçesi 10.11.2011 tarihinde verilmiştir.
3156 sayılı Yasanın 20. maddesiyle değiştirilen HUMK.nun 432/1. maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15 gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas 1989/3, karar 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-HMUK’un 388 ve devamı maddelerinde mahkeme kararlarının taşıması gereken unsurları ile verilen kararla iki tarafa yüklenen vazife ve hakların ve istek sonuçlarından
2012/1757-5274
her birinin açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça yazılması gerekir. Mahkemece, kısa kararın verildiği duruşma tutanağında “davanın kısmen kabulü ile 1.150 TL maddi tazminatın ve 1.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 15/01/2010 tarihinden yasal faizi ile birlikte tahsiline” karar verildiği belirtilmiş ve hüküm böylece tefhim edilmiştir.
Mahkemece, gerekçeli kararda “dava dilekçesinde faiz istemediği halde kısa kararda faize hükmedildiğinden kısa kararla gerekçeli karar arasında fark olamayacağından” söz edilerek hüküm kurulmuş olup, bu durumda gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. HUMK.nun 382-388 ve 389.maddesi uyarınca, kararın hüküm fıkrası ile gerekçesinin farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilişkisini zedeler. Bu durumda gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekir.
3-Bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacının temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2.bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 3.bentte açıklanan nedenlerle davalının bozma sebebine göre davalının sair temyiz sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 34.00 TL. temyiz harcının istek halinde davalı ve davacıya iadesine, 1.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.