Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/17799 E. 2012/27777 K. 05.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17799
KARAR NO : 2012/27777
KARAR TARİHİ : 05.12.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı bankaya ait kredi kartından kendisinden habersizce 3. şahıslar tarafından toplam 6.000,00 TL alışveriş yapıldığını, bu haksız durumun meydana gelmesinde bir güven kurumu olan bankanın kusurlu olduğunu ve işlemin iptali için bankaya başvurduğunu fakat sonuç alamadığını ve borcun 1.200,00 TL’sini ödemek zorunda olduğunu belirterek 1.200,00 TL’nin iadesine ve kalan borç tutarının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, işlemin sanal ortamda ve doğru şifre girilerek yapıldığını, bankalarının gerekli güvenlik önlemlerini aldığını ve bankalarına atfedilecek kusur olmadığını savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı kusurlu kabul edilerek ve davalı bankanın sorumluluğunun 5464 sayılı Yasanın 12 inci maddesi uyarınca 150,00 TL olduğunu belirterek davanın kısmen kabulü ile, 150,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Mahkemece kararın kesin olarak verildiği gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı 1.200,00 TL’nin iadesi yanında kalan borç tutarı olan 4.800,00 TL’nin de iptaline karar verilmesini istediğinden, davanın reddedilen bölümü itibarıyla karar temyize tabi olduğundan, mahkemece verilen temyiz talebinin reddi kararının kaldırılarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
2012/17799-27777
2) Dava, davacıya ait kredi kartının, hukuka aykırı olarak üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle banka aleyhine menfi tespit ve istirdat talebi olup, davacı, rızası ve bilgisi dışında kullanılan kredi kartı ile yapılan harcamadan gerekli önlemleri almayan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerken, davalı ise, kredi kartına ilişkin bilgi ve şifrelerin saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini belirterek, davacının kusuru olduğunu savunmaktadır.
Mahkemece davalı bankanın sorumluluğunun 5464 sayılı Yasanın 12 inci maddesi uyarınca 150,00 TL olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde;
“Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.”
“Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.”
“Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen ilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.“Bilgilendirme ve Sistemin Güvenliğinin Sağlanması” başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Üye işyerleri, 20 nci madde uyarınca harcama belgesi düzenlenmeksizin çeşitli iletişim araçları yoluyla veya sipariş formu vasıtasıyla işlem yapılmasına olanak sağlamak üzere kuracakları sistemlerin güvenli bir şekilde çalışmasını temin etmekle yükümlüdür.” Yine taraflar arasındaki kredi kartı sözleşmesinin, “Kart ve Şifrenin Kullanımından Sorumluluk” başlıklı 6. maddesinde de, kart numarası ve şifrelerin,Kart hamili dışındaki kişiler 2012/17799-27777
tarafından kullanılmasının yasak olduğu, bunların her ne şekil ve surette olursa olsun başkaları tarafından kullanılmasında doğacak her türlü hukuki, mali ve cezai sorumluluğun kart hamiline ait olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olup, dava konusu olayda da, kartın üçüncü kişilerce kullanımından davacı kart sahibinin sorumlu olduğu, bununla beraber, alınan bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere davalı bankanın da, kredi kartının 3. kişilerce kullanılmasını engelleyecek önlemler almadığı ve 3D secure uygulamasını(tek kullanımlık şifre) zorunlu tutmadığı sabit olup, yeterli denetim tedbirlerini almayan davalı bankanında objektif özen borcunu yerine getirmemiş olması nedenleriyle, olayda sorumluluğu bulunduğunun kabulü gerekir.
Öyle olunca mahkemece, açıklanan yasa ve sözleşme hükümleri gereğince, üçüncü kişi veya kişiler tarafından davacıya ait kredi kartının haksız kullanımından doğan zararın oluşmasında ve artmasında, tarafların kusur ve müterafik kusur durumunun ve sorumluluklarının yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi heyeti marifetiyle taraf ve yargı denetimine uygun şekilde belirlenip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulune karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA,HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 5.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.