YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1806
KARAR NO : 2012/4624
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
1-… Öğüt, 2-… vekili avukat … ile Toroslar Edaş İl Müessese Müd. Vekili avukat … Acar aralarındaki dava hakkında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 7.7.2009 gün ve 298-289 sayılı hükmün Dairemizin 11.5.2011 tarih ve 17702-7716 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacılar tarımsal sulama abonesi olduklarını, kaçak elektrik kullanıldığından bahisle davalı idarece 10.10.2005 son ödeme tarihli 53.986,34 TL fatura alacağı için aleyhlerine icra takibi başlatıldığını, kaçak elektrik kullanım bedelinden sorumlu olmadıklarını ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespiti ile takip dosyasına yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, kaçak elektrik kullanımından davacıların sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce uyuşmazlığa konu alacağın 6111 Sayılı Yasa uyarınca değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulmuş, davacılar bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
1-Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. Maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan, davacının itirazının reddi gerekir.
2-Yanlar arasındaki uyuşmazlık tarımsal sulama abonesi bulunan davacıların dava ve takibe konu olan 60.978 TL’lik borçtan sorumlu olup olmadıkları bu bağlamda 5.9.2005 tarihli kaçak, usulsüz elektrik tutanağında sökülen sayacın bakanlık mühürlerinin sökülmesi sonucu, tahakkuk ettirilen faturadan sorumlu bulunup bulunmadıkları, kaçak yada usulsüz elektrik kullanıp kullanmadıkları, bedelin ne şekilde tespiti, yapılan ödemelerin iadesi gerekip gerekmediği konusunda toplanmaktadır. Dairemizce; davanın kabulüne dair verilen ilk hüküm davacı ve davalı tarafından 6111 sayılı yasa uyarınca başvurusu mevcut olup olmadığı ve koşulların bulunup bulunmadığının araştırılması yönünden bozulmuş ise de, davacı böyle bir başvurusunun olmadığını, zaten bedelin davalı idareye ödendiğini açıklamıştır. Öyle olunca 6111 sayılı Yasa hükümlerinin olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bu sebeple dairemin bozma ilamı kaldırılmalıdır.
Davacılar eldeki bu davada, tarımsal sulama abonesi olduklarını, davalı tarafından kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini, icra tehdidi altında tahakkuk ettirilen paranın
2012/1806-4624
büyük bölümünün ödendiğini, önceki abonelerin ve komşu abonelerin tüketimleri dikkate alındığında, tahakkuk ettirilen borcun fahiş olup, borçlu olmadıklarının tespiti ile fazla ödemelerin istirdadına karar verilmesini istemişlerdir. Davalı Kurum ise, davacıların kullanılan sayacın mühürlerinin sökülmesi nedeniyle şüphelendiklerini ve mevcut sayacın sökülerek kombi (dijital) sayacın takıldığını, sökülen sayacın Sanayi il Müdürlüğüne bağlı ölçüler ve Ayarlar Müdürlüğü’ne gönderildiğini alınan raporla abonenin kaçak elektrik kullandığının belirlendiğini ve kaçak fatura tahakkuk ettirildiğini, açıklamışlardır. Mahkemece (3) kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve son rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. Alınan ilk raporda, kaçak sürenin 160 gün yerine, 90 gün alınması gerektiğinden bahisle, 36.717 YTL olması gerektiğini açıklamış, itiraz üzerine alınan 2. bilirkişi raporunda ise, davacı yanın borçlu olduğu tutarın kaçak tespit tutanağı tarihi itibariyle 48.343,16 TL olduğunu ve davalı kurumca 18.439,53.93 TL fazla tahakkuk ettirildiğini bildirmiş, dava tarihi itibariyle davacının borcunun gecikme zammı ve KDV si ile birlikte 60.094,41 YTL olarak açıklanmıştır. Ek rapora ise çeşitli tarihlerde 112.475 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin hangi dönem faturaları için yapıldığının anlaşılamadığını bildirilmişlerdir. Hükme esas alınan son rapor ise; 2007 kurumun hiçbir şekilde kesin delil gösterilemeyecek şekilde hazırlanmış olan muayene raporuna dayanarak 5.9.2005 tarihli kaçak elektrik tutanağı düzenlendiği, ancak kaçak elektrik olabilmesi için önceki endeks ile sonraki endeks arasında belirgin bir fark olmadığı gerekçesiyle davacı abonenin haklı oldukları sonucuna varılmıştır.
Dosyada mevcut bulunan 14.3.2008 tarihli dilekçe ekinde sunulan ödeme belgesinde ise, bir kısmının hangi döneme ait olacağı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, bu konuda bir araştırma yapılmamış, hangi ödemelerin takibe ve davaya konu fatura için olacağı irdelenmemiş ve bu konuda açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bu konuyla ilgili yasal düzenlemelere gelince, kaçak tespit tutanağa 5.9.2005 tarihli itibariyle 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanununun verdiği yetkiye istinaden çıkartılan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yasaya dayalı olarak çıkartılan 122. sayılı Enerji Piyasası Kurul kararı uygulanmalıdır. Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 13.maddesinde “kaçak elektrik kullanımının tarifi yapılmış olup, gerçek veya tüzel kişilerin dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü. sistemine ya da tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engelleme suretiyle eksik ve hatalı ölçülerek veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden veya mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi kaçak elektrik kullanımı kabul edilir.” şeklinde tanımlanmıştır. Öncelikle kaçak elektrik kullanımın bulunup bulunmadığının saptanması gerekir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere abonenin sayaca müdahalesinin önlenmesi için mühür mevcut olup, sayacın mühürüyle oynanması kaçak kullanılmanın varlığının karinesini oluşturur. Bu karinenin aksini abone olan davacı kanıtlamalıdır. Davacı bu hususun aksini kanıtlayamadığı gibi ceza mahkemesince verilen
2012/1806-4624
beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz. Kaldı ki, Kurumun Bakanlık mühürlerinin sökülmesinden sorumlu olması düşünülemez. Zira sayacın korunması abonenin sorumluluğu altındadır. Öyle olunca kaçak kullanım varlığının kabulü gerekir. Dairemizin öteden beri uygulaması da bu yöndedir. Öte yandan Yönetmeliğin 15. maddesinde ise kaçak elektrik enerjisinin kullanımına ilişkin olarak prosedür açıklanmış ve Elektrik Piyasası Kurulu’nun düzenleme yapacağı öngörülmüştür. Bu kurulca düzenlenerek yürürlüğe konulan 21.3.2003 tarih ve 122.sayılı karar ise 29.12.2005 tarihine kadar geçerlidir. Bu tarihten itibaren 622.sayılı kurul kararı uygulanacaktır. Somut olay 5.9.2005 tarihinde vuku bulmuş olup, bu tarih itibariyle de 122 sayılı Kurul kararı uygulanmalıdır. Kaçak tespit tutanağının 5.9.2005 tarihli olması karşısında 122 sayılı kurul kararı’nın (1/b) süreye ilişkin l. maddesinde, “Bağlantı anlaşması ve perakende satış sözleşmesi yapmış olan müşteriler için kaçak elektrik enerjisi kullanma süresi, tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme ve son endeks okuma işlemlerinden en son yapılanın işlem tarihi ile, kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir.” Düzenlemesi mevcut olup, öyle olunca mahkemece bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılmalı, raporlar arasında çelişki bulunduğu da gözetilerek kaçak elektrik kullanımı bulunduğu benimsenmek suretiyle, 5.9.2005 tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik ve 122.sayılı Enerji Piyasası Kurul kararı da gözetilerek davacının borcu takip tarihi itibariyle belirlenmeli ve bu borca mahsuben yapılan ödemelerle/dekontlarla ilgili taraflara hangi döneme ilişkin olduğu açıklattırılmalı, varsa fazla ödeme BK. 104.maddesi uyarınca faize faiz olamayacağı kabul edilerek tahsil kararı verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar üzerinde durulmadan, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, diğer itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme talebinin reddine, 2. bentte açıklanan nedenle davalı kurumun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.5.2011 tarih ve 17702-7716 sayılı bozma ilamının kaldırılarak açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 3. bent uyarınca, diğer itirazların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 38.20 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 27,2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.