YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18242
KARAR NO : 2012/25285
KARAR TARİHİ : 09.11.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, sahte kimlikle kendi adına davalı bankadan tüketici kredisi çekildiğini, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine, adının Kredi Kayıt Bürosu Olumsuzluk İstihbaratı adı verilen kara listeye alındığını, davalı bankaya yapılan işlemin bilgisi dahilinde olmadığını belirten 4.03.2009 ve 19.3.2010 tarihli ihtarnameleri gönderdiğini, C.Savcılığına şikayet dilekçesi verdiğini, davalı bankanın en son 12.04.2010 tarihinde adını kara listeden sildiğini, bu 14 aylık süre zarfında kredi kullanamadığı gibi daha önceden aldığı konut kredisini de yapılandıramadığını, bu olayın işyerinde duyulduğunu, görevi nedeni ile prestij ve itibar kaybettiğini psikolojik sarsıntıya uğradığını ileri sürerek manevi zararının karşılığı olan 20.000 TL manevi tazminatın 6.02.2009 tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarfından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, sahte kimlik bilgilerinin kullanılarak adına davalı bankadan kredi çekildiğini ve ödenmemesi nedeniyle kara listeye alındığını, davalı bankaya
müracaatından 14 ay sonra kara listeden silindiğini, bu olay nedeni ile kredi çekemediği gibi kredi yapılandırma işlemlerinin de kabul edilmediğini, bu durumun ailesi ve iş çevresi tarafından duyulması sebebiyle psikolojisinin bozulduğunu ileri sürerek eldeki manevi tazminat davasını açmıştır.Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye duyduğu ağır manevi acıyı belli bir oranda gidermek, bozulan ruhi dengeyi onarmak, olanak dahilinde bu dengenin yeniden elde edilmesini sağlamak amacına yönelik olarak manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın ve kapsamının takdiri hakime ait bir hak ve görevdir. Ancak hakim bu hak ve görevini yerine getirirken Medeni Kanun’un 4.maddesi hükmünü de gözetmek suretiyle hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmek suretiyle makul bir tazminata hükmetmelidir. Dosya içeriğinden davacının manevi tazminat isteminde mahkemece de kabul edildiği gibi haklı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmak olup, miktarın belirlenmesinde takdir hakkı kullanılırken objektif ölçülere dikkat edilmesi gerekmektedir. Manevi tazminatın miktar itibariyle bir tarafın yoksulluğuna diğer tarafın zenginleşmesıne neden olmamalıdır. Mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları, zararın miktarı, davacının maruz kaldığı haksız durum ve sıkıntı gözetildiğinde takdir edilen tazminat miktarının pek fahiş olduğu görülmektedir. Mahkemece olayın oluşuna uygun olarak makul bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz isteğinin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 9.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.