YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1998
KARAR NO : 2012/12668
KARAR TARİHİ : 17.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının 1.10.2004 tarihli sözleşme ile pilot olarak işe başladığını, aynı tarihte yapılan taahhütname ile verilen eğitim bedeli karşılığı olarak şirket bünyesinde 3 yıl çalışma yükümlülüğü getirildiğini, ancak davalının 1.3.2006 tarihli ihtarla sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, taahhütnamede öngörülen eğitim bedeli ile sözleşmenin 10/c maddesinde öngörülen tazminat tutarının tahsili için takip yaptığını ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile itirazın iptaline, % 40 inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının 1.10.2004 tarihinde davacı şirkette pilot olarak göreve başladığı, 1.3.2006 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini davacıya bildirdiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 10/c maddesinde, ücretlinin işten ayrılmak istediği takdirde sözleşme bitim tarihinden en az 1 ay önce işverene durumu yazı ile bildirmek suretiyle feshedebileceği, …ücretlinin buna riayet etmemesi halinde son almış olduğu ücret ve uçuş tazminatının 3 katı tutarını tazminat olarak talep edebileceği, düzenlemesi getirilmiştir. Anılan düzenleme ceza-i şart niteliğindedir.
Kural olarak sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde taraflar ceza-i şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak BK. 161/son maddesi gereğince hakim fahiş olan ceza-i şart miktarını indirmekle yükümlüdür. Bu konuda tarafların talepte bulunmasına gerek yoktur. Hal böyle olunca hakimin BK. 161/son maddesi gereğince ceza-i şartın indirim yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun miktarı konusunda bir değerlendirme yapması gerekir. Hakim ceza koşulunun fahiş olup olmadığını değerlendirirken, tarafların ekonomik durumları, asil olarak borçlunun ödeme gücü; alacaklının, kendisine asıl borcun ifasındaki yararı ile ceza-i şart ödenmesi halindeki yararı arasında makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ölçü alınıp ceza-i şart miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak saptanmalıdır. Hakimin bu kuralları uygularken kullanacağı takdir hakkının Yargıtay denetimine elverişli olması gerekir. Aşırılığın belirlenmesinde ceza-i şart borcun yerine getirilmesi için davalı üzerinde bir baskı yaptığı da gözetilip böyle bir baskının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde aşırı indirimden kaçınmalıdır. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza-i şartın fahiş olup olmadığı, indirim gerekip gerekmediği, fahiş ise ne oranda indirim yapılması gerektiği saptanıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. Bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 566.65 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.