YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20475
KARAR NO : 2012/29981
KARAR TARİHİ : 26.12.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının avukatı olarak … 1. İcra Müdürlüğünün 2008/7984 Esas ve … 2. İcra Müdürlüğünün 2010/1103, 1105 ve 1108 Esas sayılı takip dosyalarında icra takipleri başlattığını ancak sonradan davalının haksız olarak kendisini azletmesi üzerine avukatlık ücretinin tahsili için icra takibi yaptığını fakat davalının itiraz ettiğini ileri sürerek 7.700.00.TL yönünden vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, azlin haklı olduğunu, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile … 2. İcra Müdürlüğünün 2011/2625 Esas sayılı takip dosyasında 7.707.00.TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
2-Mahkemece, davacının yapmış olduğu icra takibine yönelik davalının vaki itirazının 7.707.00.TL asıl alacak yönünden iptali istemi ile ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda icra dosyasındaki itirazın 7.707.00.TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile bu miktar yönünden takibin devamına karar verilmesi ve böylece dava konusu asıl alacak yönünden reddedilen bir bölümün bulunmaması nedeniyle, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne varki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması, HUMK.’un 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümündeki “Yasal koşulları bulunmadığından icra ve inkar tazminatı talebinin reddine” cümlesinin karardan çıkarılmasına ve yerine “Asıl alacak olan 7.707.00.TL’nın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümündeki “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hükmün reddedilen kısmı için AAÜT’nin 12. Maddesi uyarınca 400 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkarılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.