Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/2209 E. 2012/9590 K. 09.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2209
KARAR NO : 2012/9590
KARAR TARİHİ : 09.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin vekili olarak şirket adına … 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/400 Esas sayılı dava dosyasını takip ettiğini, davanın sonuçlanma aşamasına geldiği sırada davalı tarafından haksız olarak azledildiğini ileri sürerek, avukatlık vekalet ücretinin tahsili için başlattığı icra takibine yapılan haksız iktirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava sırasında davacı vekile ulaşamadığını,dava hakkında yeterli bilgi alamadığını, dava bitmeden vekalet ücreti talep ettiğini, bu hali ile güven kaybı oluştuğundan dolayı davacıyı haklı olarak azlettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı avukat, haksız azil nedeniyle, ödenmeyen vekalet ücreti alacağının tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı, haklı azil nedeniyle avukatın ücret talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, azlin haksız olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Avukatlık Kanununun, 174/2. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil, avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Bu durumda davacı avukatın alacağının muaccel olup olmadığı 2012/2209-9590
hususu önem arzetmektedir.Yasada avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla beraber, Avukatlık Kanununun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “…avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, … ve işlemler ücreti karşılığıdır.” hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu kabule göre avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini isteyemez. Halbuki, davacı avukat, davalı adına takip ettiği dava dosyasının derdest olduğu sırada, davalı şirkete gönderdiği elektronik posta ile vekalet ücreti talep ettiği, davalının da cevabın da ise dava sonucunda vekalet ücretini ödeyeceğini belirttiği bu hususların dosya kapsamından anlaşıldığı gibi davalılarında kabulündedir. Öyle olunca henüz muaccel olmayan bir alacağın talep edilmesi nedeniyle taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğinin kabulü ve bu nedenle yapılan azlin haklı olduğu kabul etmek gerekir. Mahkemece bu husus dikkate alınarak haklı azil nedeniyle davacı avukatın ücret talebinde bulunamayacağından dolayı açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına bozulmasına peşin alınan 183,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.