Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/22652 E. 2012/28940 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22652
KARAR NO : 2012/28940
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, hasta ve çalışamaz durumda olan davalı oğluna bir dairesini verdiğini, ancak davalının kendisini notere götürüp, hata ve hile ile yanıltmak suretiyle düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi imzalattığını, daha sonra da dairenin tapu devrinin yapılmadığından bahisle, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2011/223 esas sayılı dosyası üzerinden dava açarak satış bedelinin ödenmesini istediğini, oysa ki davalıdan herhangi bir bedel almadığını ileri sürerek, 17.9.2010 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin hata ve hile ile yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartları denilmektedir. Bu şartlar, dava açılabilmesi için değil, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Hakim tarafından yargılamanın her aşamasında ve resen gözetilmesi gereken bir husus olduğundan, dava şartlarından birinin bulunmadığı tespit edildiği takdirde esas hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi zorunludur.
Bir davada “hukuki yararın varlığı” davanın konusuna ilişkin dava şartlarından biridir. Davacının, dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli olmayıp, ayrıca 2012/22652-28940
dava açmakta hukuki yararının da bulunması gereklidir. Dava ile erişilmek istenen amaç, aynı güvenle fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Aynı şekilde görülmekte olan bir davada savunma olarak ileri sürülmesi mümkün olan bir hususun, ayrı bir dava konusu yapılmasında da korunmaya değer bir hukuki yarar yoktur.
Somut olaya bakılacak olursa, davalı tarafından, … bu davada iptali istenilen satış vaadi sözleşmesine dayanılarak … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/223 esas sayılı dosyası üzerinden alacak davası açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının, bu davada ileri sürmüş olduğu hususları ve sözleşmenin hata ve hile nedeniyle iptali istemini, kendisine karşı aynı sözleşmeye dayanılarak açılmış olan alacak davasında ileri sürebilmesi mümkün olduğundan, bu konuda ayrı bir dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerekirken, işin esası incelenerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.