Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/22945 E. 2012/24246 K. 30.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22945
KARAR NO : 2012/24246
KARAR TARİHİ : 30.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, davalılarla 7.8.2008 tarihinde devre tatil sözleşmesi düzenlediklerini, ödemelerin tamamının yapıldığına dair davalı …’ den taahhütname alınmasına rağmen ilgili bankadan senetlerin tahsilden çekildiğini öğrendiklerini, senetlerin 15 gün içerisinde iade edileceğinin beyan edildiğini, bu tarihe kadar ilki 20.9.2008 vadeli ve 250 dolar bedelli, sonuncusu 20.10.2010 vadeli 250 dolar olan seri 14 adet senetlerinin iade edilmediğini, RCI firma sözleşmenin 10. maddesinde yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde 3 eşit taksitte ödemelerin geri ödeneceği belirlenmişken ihtara rağmen ödeme yapılmadığından bahisle 4.703.00 TL alacağın 07.08.2008 tarihinden başlamak üzere hesaplanacak faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, sözleşmede belirlenmiş olan ödenen senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile iadelerine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı … usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, diğer davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 250 USD karşılığı 385.00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Başar A.Ş.’den tahsiline, kalan 4.318.00 TL’nin davalı Tamer Demir’den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınıp davacılara verilmesine, karar verilmiş olup, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı
taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için, yasanın amacı içinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Dava, devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası niteliğindedir. Somut uyuşmazlıkta, sözleşmenin konusu devre tatil hakkına ilişkin olup, davacılar gerçek kişilerdir ve bu sözleşmeyi ücret karşılığında ticari veya mesleki olmayan amaçla yararlanma maksadı ile imzalamışlardır. Davalılar ise satıcı olup ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan tüzel ve gerçek kişilerdir. Taraflar arasında 4822 sayılı yasayla değişik 4077 sayılı yasa kapsamında kalan bir hukuki ilişkinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Tarafların sıfatlarına ve maksatlarına ve aralarındaki hukuki ilişkiye göre dava konusu uyuşmazlığı çözüme kavuşturma 4077 sayılı kanun uyarınca Tüketici mahkemesinin görevine girmektedir. 4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre, davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davacılar tarafından temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2.bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan 70.00 TL harcın istek halinde iadesine, 30.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.