YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2426
KARAR NO : 2012/8343
KARAR TARİHİ : 27.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, zilyedi olduğu… Mahallesi, …Sokak, … adresinde bulunan 1000 m2 lik ev ve arsasını davalıya 100.000,00 TL bedelle satması konusunda anlaştıklarını, ancak davalının hile ile kendisinden bağış yapıldığına ilişkin bir belge aldığını, satış bedelini ödemediği gibi, sözleşmeyi de inkar ettiğini, ancak emniyette vermiş olduğu ifadesinde, taşınmazın zilyetliğini 100.000,00 TL bedelle devraldığını ikrar ettiğini, bedelini ödemediği halde, satış konusu evde oturmaya devam eden davalı hakkında açmış olduğu men’i müdahale davasının da reddedilerek kesinleştiğini ileri sürerek, zilyetlik devir bedeli olan 100.000,00 TL’nin 02/11/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zilyetlik devir senedinde belirtilen taşınmazı davacıdan 100.000,00 TL karşılığında satın aldığını, bedelin 50.000,00 TL’lik kısmını satış anında peşin olarak ödediğini, kalan 50.000,00 TL’lik bedeli ise daha sonra ödediğini, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “zilyetlik devir senedinin, gerçekte bağış olmayıp satış amacıyla yapıldığının, tarafların kabulünde olduğu, davalının, 100.000,00 TL olduğunu kabul ettiği satış bedelini davacıya ödediğini yasal delillerle kanıtlayamadığı” gerekçesiyle davanın kabulüne, 100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2012/2426-8343
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, taraflar arasındaki zilyetlik devir senedinden kaynaklanmakta olup, davacı söz konusu senette, zilyetliğinde bulunan yerin, her ne kadar bağış olarak davalıya devredildiği yazılı ise de, gerçekte devir işleminin 100.000,00 TL bedel karşılığında yapıldığını, bu bedelin de ödenmediğini ileri sürerek, tahsili istemiyle eldeki davayı açmış, davalı ise, zilyetlik devir bedelinin 100.000,00 TL olduğunu kabul etmekle birlikte, bu bedelin 50.000,00 TL’lik kısmını peşin, bakiye 50.000,00 TL’lik kısmını da daha sonra ödediğini savunmuştur.
Daha önce davacı tarafından … 5. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2009/439 esas, 2009/508 karar sayılı dosyası üzerinden, “sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile, müdahalenin men’i ve taşınmazın teslimi” istemiyle açılmış olan davada, mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen ilk hüküm, davalının temyizi üzerine 8. Hukuk Dairesince, “…..dava konusu taşınmazın 1077 parsel içinde kaldığı, bu parselin orman vasfını kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman dışına çıkartılan yer olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya getirilen tapu kütüğünün ilgili sayfasında 1077 numaralı parselin halen davalı olduğu, malik hanesinin boş olduğu, beyanlar sütununda ise itirazlı olduğu, bir kısmının imara girdiği yazılıdır. Toplanan bu delillerden anlaşılacağı gibi davacı ve davalının mülkiyet hakkından söz etmek mümkün değildir. Davacı tarihsiz “zilyetlik devir senediyle” zilyetliğini davalıya satış suretiyle devretmiştir. Taşınmaz üzerinde halen davalı zilyet bulunmaktadır. TMK’nun 973. maddesine göre, bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir. TMK’nun 977. maddesine göre, şeyin edinene teslimi veya edinenin önceki zilyedin rızası ile eşya üzerinde hakimiyeti kullanacak duruma gelmesi halinde zilyetlik devredilmiş sayılır. Bu durumda davanın zilyetliğin korunması niteliğinde değerlendirilmesi gerekir. Taşınmaz davalıya devredildiğine ve halen de davalının zilyetliğinde bulunduğu anlaşıldığına göre zilyetliğin korunması bakımından açılan davanın reddine karar vermek gerekir. Taraflar arasındaki sözleşme, bedele münhasır olarak bir başka talebe konu olabilecektir.” Açıklaması ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda dava reddedilmiş, söz konusu karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Kesinleşen … 5. Asliye Hukuk Mahkemesine ait az yukarda değinilen 2009/439 esas, 2009/508 karar sayılı davada, davacı ve davalının mülkiyet hakkından söz edilemeyeceği, dava konusu sözleşmenin zilyetliğin devri niteliğinde olduğu belirtilmiş olup, böyle bir sözleşmede tarafların edimlerini aynı anda yerine getirdiklerinin kabulü gerekir. Başka bir ifadeyle, zilyetliğin teslimi anında bedelin ödendiği, dolayısıyla bedelin peşin olarak ödendiği karine olarak kabul edilmelidir. Davalı ise, gerek eldeki davada, gerekse men’i müdahale davasında, 100.000,00 TL’lik satış bedelinin, 50.000,00 TL’lik kısmını devir sırasında peşin ödediğini, bakiyesini ise daha sonra ödediğini savunduğuna göre, peşin ödeme ile ilgili karinenin aksini ispat yükü, davacı satıcıya, bakiye ödeme ile ilgili ispat yükü ise davalı alıcıya düşmektedir. Davalı, bakiye 50.000 TL’lik ödeme ile ilgili ispat yükümlülüğünü yerine getirememiş olup, bu konuda davacıya yemin teklifinde de bulunmayacağını bildirmiş olduğundan, mahkemece 50.000,00 TL’lik alacak miktarının tahsilinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, davalının peşin olarak ödediğini savunduğu 50.000 TL’lik alacak miktarı yönünden, söz konusu alacağın ödenmediği konusundaki ispat yükü davacıya ait olup, davacı iddiasını yasal delillerle kanıtlayamamışsa da, dava dilekçesinde “sair deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya iddiasını ispat konusunda karşı tarafa yemin teklif hakkı bulunduğu hatırlatılıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, alacağın 50.000,00 TL’lik kısmı yönünden ispat yükü ters çevrilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 27.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.