Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/24674 E. 2013/4018 K. 21.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24674
KARAR NO : 2013/4018
KARAR TARİHİ : 21.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, geçirdiği trafik kazası sonucunda bacağının kırıldığını ve ameliyat olduğunu, kontrollerinin davalı hastanede görevli davalı doktor tarafından yapıldığını, platinleri çıkarılırken bacağının tekrar kırıldığını, yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını, yanlış tedavi nedeniyle bacağının kısaldığını, sakat kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, ceza soruşturması aşamasında aldırılan bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davacı ile teşhis ve tedavisini üstlenen doktor arasında vekalet, davalı şirket arasında da … yardımı yönünden akdi ilişki kurulduğu tartışmasızdır. Davacının, dava dilekçesinde açıklanan iddialar nedeniyle davalı doktor hakkında suç duyurusunda bulunduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2008/5309 numaralı dosyası ile hazırlık soruşturmasının yürütüldüğü ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. B.K. 53. maddesi hükmü uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı değil ise de mahkûmiyet kararı ve tespit edilen maddi olgularla bağlıdır. Mahkemece, hazırlık soruşturması aşamasında aldırılan 14.01.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporu esas alınarak davalıların tıp kurallarına uygun davrandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan raporda, soyut bir ifadeyle davacıda meydana gelen açık kırığın sık görülen bir komplikasyonu olarak enfeksiyon meydana geldiği, sık sık doktor değiştirdiği ve değişik tedavilere maruz kaldığı dikkate alındığında tedavinin bir kısmını yapan davalı doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiş olup, rapor bu haliyle hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Öyle olunca mahkemece yapılacak iş, Üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek konularında uzman doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek ve gerekirse, davacı da muayene ettirilerek davalıların hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, tıbbi gerek ve kurallara göre olayda doktor hatası bulunup bulunmadığı, doktorun seçilen tedavi yöntemi ve tedavi aşamalarında gerekli titizliği gösterip göstermediği, uygulanması gereken tedavinin ne olması gerektiği, doktor tarafından uygulanan tedavinin ne olduğu, hususlarını ayrıntılı ve gerekçeli açıklayan, dayanak ve gerekçesi gösterilmek, taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli düşünce içeren bir rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 21.15 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, 21.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.