Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/2721 E. 2012/29280 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2721
KARAR NO : 2012/29280
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … Ülemiş geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ve dava dışı … ile 1.1.2003 tarihinde ortaklık sözleşmesi imzalayarak … adına kayıtlı …isimli işyerine ortak olduklarını, sözleşmeye göre her bir ortağın 100 adet oksijen tüpü karşılığı olacak şekilde sermaye koyduklarını,daha sonra işyerinin tamamının …’a satıldığını, satış bedelinin tamamını davalının almasına rağmen kendi payına düşen sermaye olarak koyduğu 100 adet oksijen tüpü karşılığını ödemediğini ileri sürerek, 100 adet oksijen tüpünün değerinin tespit edilerek fazlası saklı kalmak üzere 8.000TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.Davalı, işyerini … isimli şahsa devrettiklerini, bu şahsın çek ve senet vermek suretiyle ödeme yaptığını, bunların bir kısmının davacı tarafından tahsil edildiğini, ayrılmalarının sonucunda gerek tahsil edilmesi gereken alacakları gerekse alınan bedeli paylaştıklarını, davacıya araç devrettiğini, alacak-verecek ilişkilerinin kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece, davacının başlangıçta hiç bedel almadığını iddia ettiği daha sonra kendi dinlettiği tanık beyanına göre bedelin bir kısmının kendisine çek, senet ve malzeme ile 2012/2721-29208 ödendiği belirtilmesine rağmen bu konuda dahi hiçbir belge ibraz etmediği iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm,davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davacı, davalı ve dava dışı … ile 1.1.2003 tarihinde ortaklık sözleşmesi imzalayarak ortak oldukları işyerinin tamamının daha sonra …’a satıldığını, satış bedelinin tamamını davalının almasına rağmen kendi payına düşen sermaye olarak koyduğu 100 adet oksijen tüpü karşılığını ödemediğini ileri sürerek,100 adet oksijen tüpünün değerinin tespit ve tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, işyerini … isimli şahsa devrettiklerini, bu şahsın çek ve senet vermek suretiyle ödeme yaptığını, bunların bir kısmının davacı tarafından tahsil edildiğini, ayrılmalarının sonucunda gerek tahsil edilmesi gereken alacakları gerekse alınan bedeli paylaştıklarını, davacıya araç devrettiğini, alacak-verecek ilişkilerinin kalmadığını savunmuştur.
1-Taraflar ile dava dışı … arasında imzalanan 1.1.2003 tarihli sözleşme ile tarafların … adına kayıtlı … isimli işyerine ortak oldukları, …’un 10.9.2004 tarihli sözleşme ile payını işbu davanın taraflarına devrettiği, bilahare işyerinin dava dışı … isimli şahsa devredilerek ortaklığın sona erdirildiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlar tarafların da kabulündedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, adi ortaklığın feshedilmesi sonucu davacının payının ödenip ödenmediği konusundadır. HUMK.nun 76. maddesi uyarınca davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir. Taraflar arasındaki sözleşme, Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi olup, uyuşmazlığın da adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye,bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek 2012/2721-29208 yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, özellikle yönetici ortağın kim olduğu saptanmalı, yönetici ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen varlığın ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkemenin tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık varlığının değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan şekilde tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak yukarıda açıklanan şekilde tasfiyeye karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 21.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.23.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.