YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3804
KARAR NO : 2012/6775
KARAR TARİHİ : 16.03.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 13.11.2010 ile 20.11.2010 tarihlerini kapsayan döenemde davalı tarafla yurt dışı seyahati için tur-kayıt sözleşmesi imzaladıklarını, ancak tur başlamadan bir gün önce düşmek sureti ile ayağını incittiğini, üç günlük istirahat raporu aldığını bu nedenle tura katılamadığını, sözleşme kapsamında tam kapsamlı sigorta bedeli de ödediğini, tur iptalinin de sigorta poliçesi kapsamında olması nedeni ile ödediği paranın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1000 TL sinin sözleşme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacı yan ile imzaladıkları tur- kayıt sözleşmesinin “iptal- vazgeçme” başlıklı 3. maddesinde tüketicinin rezarvasyonu, kendisinin on günlük mutat iştigaline engel rahatsızlığını tam teşekküllü devlet hastanesinden alınacak çift imzalı resmi bir rapor ile belgelemesi halinde ancak iptal hakkına sahip olduğunu ancak davacının özel bir poliklinikten aldığı tek imzalı raporun davacıya iptal hakkı vermediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, her ne kadar sözleşmenin iptal ve vazgeçme başlıklı 3. maddesinde belirtilen şartların davacının aldığı raporda yer almadığı anlaşılsa da, on günden az sıhhı raporu olan kişinin çalışması mümkün değil iken seyahat etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bu durumun hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ile davalı … arasında 23. 10.2010 tarihli Tur- Kayıt Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı, seyahatten bir gün önce düşmesi nedeni ile tura katılamadığını belirterek hizmet için ödediği bedelin tahsilini istemiştir. 4077 sayılı Kanun’un 6/C maddesinde “Paket tur sözleşmeleri; ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti yirmidört saatten uzun bir
2012/3804-6775
süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, önceden düzenlenmiş yazılı sözleşmelerdir.” Düzenlemesi mevcuttur.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, içeriği itibariyle paket-tur sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının turun başlamasından bir gün önce düşerek ayağını incitmesi nedeniyle davacının tura katılamadığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacı, hizmet bedelini turun başlamasından önce ödemesine rağmen, tura katılamadığı için davalılar tarafından verilecek hizmetlerden yararlanamamıştır.
Sözleşmesinin iptal ve vazgeçme başlıklı 3. maddesine göre, “Tüketici rezarvasyonunu, kendisinin on günlük mutat iştigaline engel rahatsızlıklarını tam teşekküllü devlet hastanesinden alınacak çift imzalı resmi bir rapor ile belgelemesi halinde iptal hakkına sahiptir. Gezi tarihine 14 gün ve ya daha az kala yapılan iptallerde her ne sebeple olursa olsun paket içerisindeki uçak bileti hizmeti tüketiciden tahsil edilecektir.”
Paket Tur Sözleşmeleri Uygulama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinde yer alan “Sözleşme metninde veya müstakil herhangi bir belgede tüketicinin bu Yönetmelikte yer alan haklarını kullanmaktan feragat ettiğine dair veya seyahat acentasının bu Yönetmelikten kaynaklanan yükümlülüklerini sınırlayan veya ortadan kaldıran kayıtlar geçersizdir.” düzenlemesi karşısında, davacının sözleşmenin iptal ve vazgeçeme başlıklı 3. maddesi nedeniyle bir talepte bulunamayacağından da bahsedilemez.
Bu durumda davacının, sözleşmede yer alan hizmetler ile sunulan hizmetler arasındaki farkı talep hakkı bulunmaktadır. Bir başka ifade ile tura katılamaması nedeniyle davacının, davalıların yapmadığı masrafların tazmin edilmesini talep hakkının bulunduğunun kabulü ile davalının ise yapmış olduğu zorunlu masraflara katlanma yükümlülüğünün olmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece, davacının tazminini isteyebileceği meblağın tespiti yönünden konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 103.50 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.