Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/5039 E. 2012/17566 K. 09.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5039
KARAR NO : 2012/17566
KARAR TARİHİ : 09.07.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalılar vekilleri avukat … ile avukat …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılar tarafından müştereken yapılıp satılan dairelerden B Blok 1.Bodrum Kat 2 no’lu dubleks daireyi satın aldığını, bedelini ödediğini, ancak dairenin tapuda ve Belediyedeki projesinde üst katın normal daire olarak, bahçe katının ise 2.bodrum kat olarak göründüğünü, dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtildiği şekilde, yapılan dairelerde eksiklikler ve ayıplı imalatlar bulunduğunu, satış esnasında siteye ait olarak belirtildiği halde sosyal alanların yeşil alan olarak kamuya ait olduğunun anlaşıldığını belirterek, sitedeki ve dairedeki eksiklikler nedeni ile 750.000 TL maddi tazminat, ortak alanların kamuya ait olması nedeni ile 75.000 TL maddi tazminat ile satın aldıkları daire nedeni ile yaşanan sıkıntılara karşılık olmak üzere 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davacı 25/01/2011 tarihinde vermiş olduğu dilekçesiyle de dubleks daire olarak inşa edilen taşınmazın normal daire olarak projelendirilmiş olmasından kaynaklanan talepleri açısından dava değerinin 350.000 TL olup, projede gerekli düzeltmelerin davalılar tarafından, dava tarihinden sonra
yapıldığı için bu kısma yönelik taleplerinin konusuz kaldığını, satıma konu dairelerde ve ortak alanlardaki imar aykırılıkları, inşaat eksiklikleri ve ayıplara ilişkin taleplerinin 395.750 TL değerinde olup, bu taleplerini de atiye bıraktıklarını, böylece sonuç olarak, belediye arazisine yapılmış olduğu belirlenen çocuk havuzunun kaybı nedeni ile 1000 TL, çocuk parkının kaybı nedeni ile 750 TL, tenis kortunun kaybı nedeni ile 1000 TL, araç garajındaki izolasyon eksiklikleri nedeni ile 1500 TL olmak üzere toplam 4.250 TL maddi tazminat talepleri bulunduğunu, ayrıca satın alınan dairelerin içinde bulunan sitenin bir parçasıymış gibi pazarlanan ve daha sonradan belediye arsası olduğu anlaşılan bölüm kaybı nedeni ile 75.000 TL tazminat talep ettiklerini, uğranılan manevi zararlar için ise 50.000 TL manevi tazminat talep ettiklerini belirtmiştir.
Davalılar; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının 4.250 TL’lik ayıp ve eksiklikler ile ilgili açmış olduğu davanın reddine, 75.000 TL maddi tazminat ile ilgili açılan davanın reddine, 50.000 TL manevi tazminat ile ilgili açılan dava reddine, 395.750 TL ile ilgili açılan davanın HMK 150.maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, 346.384,29 TL ile ilgili açılan davanın reddine, 3.615,71 TL ile ilgili açılan dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalılar vekilleri yararına takdir olunan 42.861 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, Manevi tazminat yönünden 550 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalılar vekillerine verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki dava ile, dubleks daire olarak inşa edilen taşınmazın normal daire olarak projelendirilmiş olmasından kaynaklanan talepleri açısından dava değerinin 350.000 TL olup, projede gerekli düzeltmelerin davalılar tarafından, dava tarihinden sonra yapıldığı için bu kısma yönelik taleplerinin konusuz kaldığını belirterek bu talep bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini istemişlerdir. Davaya konu dairenin dubleks daire olarak inşa edilerek yine bu vasıfla davacıya satıldığı, tapuda ve belediyedeki projesinde ise normal daire olarak kayıtlı olduğu ancak dava tarihinden sonra, davalılar tarafından gerekli düzeltmelerin yapıldığı sabit olup, bu husus tarafların ve mahkemenin kabulündedir.Hal böyle olunca,
davanın açılmasına davacının değil, davalıların neden oldukları anlaşıldığından mahkemece konusuz kalan 350.000 TL lik kısım bakımından davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır BOZMA nedenidir,
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK 436/2 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle; 2.bendin dışında kalan davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle hüküm fıkrasının 9 no’lu bendinde yer alan, “Davalılar vekilleri yararına takdir olunan 42.861 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalılar vekillerine verilmesine” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “Davanın reddine karar verilen kısmı ile açılmamış sayılmasına karar verilen kısmı bakımından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davalılar yararına hesaplanan toplam 10.070TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 9.7.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.