Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/5900 E. 2012/20968 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5900
KARAR NO : 2012/20968
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı şirket, şirket sahibi … … ve şirket müdürü … …’ın, 25/12/2006 tarihinde tutuklanmaları üzerine davalı avukat ile, “tutuklama kararına itiraz edilmesi ve açılacak ceza davasının takip edilmesi konusunda” anlaşmaya varılarak vekaletname çıkarıldığını, karşılığında da 30.000,00 TL ücret ödendiğini, ne var ki tutuklamaya itiraz talebinin reddedildiğini, davacı avukatın, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/66 esas sayılı dosyası ile açılan ceza davasının 18/04/2007 tarihli İlk celsesine de katılmayıp, vekaletten çekildiğini, Avukatlık Kanununun 174. maddesine göre üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmadan takipten vazgeçen avukatın hiçbir ücret isteyemeyeceği gibi, aldığı peşin ücreti de geri vermek zorunda olduğunu savunarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıya ödenen vekalet ücreti nedeniyle şimdilik 7.000,00 TL’nin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı şirket ile herhangi bir hukuki ilişkisinin bulunmadığını, davacı şirketin değil dava dışı … ve … …’ın vekili olarak görevlendirildiğini, adı geçen gerçek kişilerle sözlü vekalet ücreti anlaşması yaptığını, vekaletnamenin de şirket tarafından değil, bu kişiler tarafından verildiğini, davacı şirketin ise sadece ücretin kendisine ulaştırılmasında aracılık ettiğini, dava dışı müvekkilleri olan … ve … … tarafından 09/04/2007 tarihli azilname ile azledildiğini, haksız azil sebebiyle ücretin tamamına hak kazandığını savunarak, davanın öncelikle husumet, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, vekalet ücretinin davacı şirket adına ve şirket ortaklarının borcu nedeniyle ödendiği, yazılı ücret sözleşmesi olmadığından avukatlık kanununun 164. maddesi gereğince parayla ölçülemeyen dava nedeniyle avukatlık asgari ücret tarifesi
hükümlerine göre davalının toplam 1.200,00 TL vekalet ücretine hak kazandığı, bu nedenle davacı şirket tarafından davalı avukata fazladan ödenen miktarın iadesi gerektiği benimsenerek, davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 5.800,00 TL’nin davalıdan alınıp, davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı avukatla yapılan vekalet ücret sözleşmesi gereğince, haklı bir neden olmadan vekillikten çekilen davalının, peşin olarak aldığı vekalet ücretini iade etmesi gerektiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmış, davalı ise, davacı şirketle vekalet ilişkisi bulunmadığını, davacı şirketin değil, dava dışı gerçek kişiler … ve … …’ın vekili olduğunu, vekaletnamenin de bu kişiler tarafından verildiğini savunarak, davanın öncelikle husumet nedeniyle reddini dilemiştir. Gerçekten de, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı gibi, davalı avukata dava dışı gerçek kişiler tarafından vekaletname verildiği ve davalının yine bu kişiler tarafından azledildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda vekalet ilişkisi, davalı ile dava dışı gerçek kişiler arasında kurulmuş olup, “davalı avukatın, vekalet görevini özenle yerine getirip getirmediği, vekaletten azlinin haklı olup olmadığı, ücrete hak kazanıp kazanmadığı ve ücrete hak kazanmışsa bunun miktarı” konularındaki uyuşmazlıkların da, ancak vekalet sözleşmesinin tarafları arasında incelenip değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Davacının davada dayanmış olduğu 23.1.2007 tarihli belgeye göre, davalı avukata şirket tarafından ödeme yapılmış olması da, taraflar arasında vekalet ilişkisi bulunduğunu göstermediğinden, sonuca etkili değildir. O halde mahkemece davacı şirket tarafından açılan … bu davada, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ :Yukarda 1. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 344.55 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, 25.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.