Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/5916 E. 2012/13935 K. 30.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5916
KARAR NO : 2012/13935
KARAR TARİHİ : 30.05.2012

1-…, 2-…, 3-… vekili avukat … ile … aralarındaki dava hakkında … Tüketici Mahkemesinden verilen 1.6.2010 gün ve 15-278 sayılı hükmün Dairemizin 31.10.2011 tarih ve 2010/16619-15669 sayılı ilamıyla dilekçenin reddine karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacılar, davalı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıkları inancı ile 28.05.1993 tarihinde Noterden Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını, bilahare 1.03.1994 tarihinde de harici imzalanan protokol ile bu sözleşmenin 28.05.1993 tarihli protokolün eki olduğu, davacıların murislerinden kalan taşınmaza bina yapacağı ve yapılan binadan 3 adet dairenin davacılara verileceği ve bu daireler karşılığında 390.000.000 TL nin alındığının kararlaştırıldığını, davalının bu sözleşmelerden sonra taşınmazın tapusunu 8.10.2000 tarihinde adına tescil ettirdiğini, davalının taahhüt ettiği inşaata hiç başlamadığını, davalı aleyhine sözleşmelerin hile ile imzalatıldığı iddiası ile açtıkları tapu iptal ve tescil davasının red edildiğini, davalı tarafından bu dava dosyasında 1.03.1994 tarihli protokolü ve 3 adet daire taahüdünü kabul ettiğine ilişkin beyan dilekçesi olduğunu ileri sürerek 3 adet daire bedeli olan 450.000 TL ile mahrum kaldıkları 95.000 TL kira kaybı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verimesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 31.10.2011 gün, 2010/16619 esas, 2011/15669 sayılı kararı ile “ 1.6.2010 günlü karar temyiz eden davalıya 2.08.2010 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz dilekçesinin 18.8.2010 günü verildiğinden temyiz süresinin geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu defa davalı bu karara karşı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Davalı, mahkemece verilen 1.06.2010. tarihli karara karşı, temyiz dilekçesini, incelenen Posta Dağıtım Toplama Merkezinin 23.12.2012 tarihli yazısında da 3.08.2010 tarihinde tebliğ edildiğinin bildirilmesi nedeniyle davalının mahkeme kararını yasal sürede temyiz ettiği anlaşılmıştır. Ancak daha önce yapılan temyiz incelemesinde bu hususun zuhulen gözden kaçırılmış olduğu anlaşıldığından Dairemizin 31.10.2011 gün, 2010/16619 esas, 2011/15669 sayılı karar sayılı ilamının kaldırılarak temyiz incelemesine geçilmiştir
2-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahilolmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise, davalı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan tüzel kişi olarak kabul edilemeyeceğinden, anılan yasada tanımlanan “satıcı” tanımına uymadığı gibi, olayda 4077 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması da mümkün değildir. Bu nedenle eldeki davaya bakma görevi de Tüketici Mahkemesinin değil, Asliye Hukuk Mahkemesinindir. GÖrevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme talebinin kabulüne ve Dairemizin temyiz dilekçesinin süreden reddine dair 31.10.2011 gün, 2010/16619 esas, 2011/15669 sayılı karar sayılı ilamının kaldırılmasına, ikinci bent gereğince mahkeme kararının BOZULMASINA, 825.00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 43.90 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.