Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/8999 E. 2012/13245 K. 22.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8999
KARAR NO : 2012/13245
KARAR TARİHİ : 22.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 11/07/2006 tarihinde mobilya imalat atölyesine ortak olmak üzere anlaştıklarını, kendisinin 2/3 oranında payı olduğunu, ancak kendisinin haberi olmaksızın işletmenin davalı tarafından başka bir firmaya devredildiğini, davalının işletmenin gelirinden kendisine şimdiye kadar hiçbir ödeme de yapmadığını ileri sürerek, davalının işletmeyi üçüncü bir kişiye devretmiş olması nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ortaklığa konu … plakalı araç, makine ve edevatların bedelinden ve ortaklık süresince işletmenin gelirinden hissesine düşenin davalıdan tahsilini istemiş; ıslah dilekçesiyle bu kalemlerdeki talebini 18.300TL’ye çıkarmış; ayrıca 11.07.2006 tarihli protokole göre de davalıdan 6.670,00TL olan alacağını istemiş; araç yönünden talebini atiye terkettiğini bildirmiştir.
Davalı, davacının dava dışı 3. kişiye verdiği vekaletname ile ortaklığın feshedildiğini belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, adi ortaklık sözleşmesinin feshe yetkisi olmayan vekil tarafından imzalandığı ve bu nedenle davacıyı bağlamadığı gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında adi ortaklık sözleşmesi olduğu ihtilafsızdır. Davacının talebi adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine yönelik bir taleptir. Hal böyle olunca, adi ortaklık sözleşmesi gereği taraflar arasındaki ilişkinin B.K
nun 520 vd maddeleri gereğince tasfiyesi gerekir. BK’nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK’nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle, ortaklığın sona erdiği üçüncü kişiye devir tarihi tespit edilmeli, bu tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edilecegi taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece adi ortaklığın tasfiyesinden sonra davalının davacıya borçlu olup olmadığının belirlenerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 370.80 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.