Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/9207 E. 2012/26095 K. 20.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9207
KARAR NO : 2012/26095
KARAR TARİHİ : 20.11.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı şirketten satın aldığı aracın ayıplı çıkması nedeniyle açtığı davada aracın değişimine karar verildiğini ve kararı icraya koyduğunu, icra takibinde zorunlu olarak bedel istediğini ve aracı davalıya teslim ettiğini, aracın bedeli kendisine ödeninceye kadar araç kiraladığını, davalının aracı satın alırken ödediği KDV ve navlun bedelinden de sorumlu olduğunu, vekiline ödediği vekalet ücreti ile aynı özelliklere sahip bir aracı satın alabilmek için aradaki farktan ve aracın arızasının giderilmesi için ödediği bedel ve manevi tazminattan davalının sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek fazlası saklı tutularak 10.000 TL’si manevi tazminat olmak ve bakiye maddi tazminat olmak üzere toplam 44.299,89 TL’nın tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının ilamı icraya koyması üzerine icra iflas kanununun 24.maddesinin uygulanmasını istediklerini, icra müdürlüğünce kıymet takdirinin yanlış yapılması üzerine icra hakimliğine itiraz ettiklerini ve belirlenen yeni bedeli hemen ödediklerini, davacının mahkeme kararını gereği gibi yerine getirmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne ve 44.299,89 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki davada, önceki açtığı dava sonunda verilen kararın icra müdürlüğünce işleme konulduğunu, ancak davalının araç bedelini geç ödemesi nedeniyle araç kiraladığını, davalını KDV ve navlun bedeli ile avukatlık ücretinden, aynı özelliklere sahip olabilmek için ödemesi gereken değer ve bedel farkı ile aracın tamiri için ödediği servis ücretinden ve manevi tazminattan da sorumlu olduğunu belirterek talepte bulunmuştur. Doyanın incelenmesinde, davacının açtığı davada aracın değişimine karar verildiği ve kararın 30.5.2007 tarihinde kesinleştiği, davacının mahkeme kararını 9.11.2007 tarihinde icraya koyduğu, davalının 27.11.2007 tarihli dilekçe ile bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek araç bedelini ödeyeceğini bildirdiği ve davacının da 25.1.2008 tarihli talep ile 2008 model araç bedeli olarak 27950 TL istediği, ancak icra müdürlüğünce bu talebin reddedildiği ve davacının talebi üzerine de aracın icra müdürlüğünce otoparkta muhafaza altına alındığı, bilirkişice belirlenen 31.000 TL bedelin davalının itirazı üzerine icra mahkemesince 23.000 TL olarak belirlendiği ve icra müdürlüğünce 15.2.2010 tarihinde 23.000 TL’nın ödenmesi için davalıya muhtıra çıkarıldığı ve davalıca paranın faiziyle birlikte 31.481,05 TL olarak 9.4.2010 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı ve davacı tarafından bedelin aynı tarihte icradan alındığı ve aracında 9.4.2010 tarihinde davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, kararın kesinleşmesinden ve kararın icraya konulmasından itibaren bütün insiyatif ve işlemlerin yürütme hak ve yetkisi davacı ile icra müdürlüğünde bulunmaktadır. Yapılan işlemin usul ve yasaya aykırı olması halinde de davalının yasal yollara müracaat etme hak ve yetkisi bulunmakta olup, davalının bu yetkisini kullanmasından dolayı kusurlu ve sorumlu tutulmasına olanak bulunmamaktadır. Davacının yaptığı icra takibinde de davacının talepleri doğrultusunda icra müdürlüğünde işlem yapılmış olup, belirlenen araç bedelinde yanlışlık olduğu için davalının itirazı sonucu icra hakimliğince davalı lehine karar verilmiştir. Hal böyle olunca davacının araç bedelini geç almış olmasından davalının sorumlu olmadığının kabulü gerekir. Öte yandan davacının istediği KDV ve navlun bedeli ile önceki davada ele alınıp çözülmesi gereken araç tamir ücretinin, vekiline ödediği vekalet ücretinin ve eski-yeni araç bedeli arasındaki farkı ve araç kiralama ücretini istemesi de olanaklı değildir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek tüm maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Davacı bu davada ayrıca manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece manevi tazminat talebinde kabul
edilmiştir. Manevi tazminat kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle oluşan manevi zararın giderilmesine yöneliktir.
Kişilik haklarının zedelenmediği durumlarda manevi tazminat istenmesi olanaklı değildir. Dava konusu olayda davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırıda bulunulduğundan söz edilmez. Bu itibarla davacı lehine manevi tazminat şartlarının oluştuğu da kabul edilemez. Mahkemece değinilen bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.