Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/4786 E. 2013/13927 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4786
KARAR NO : 2013/13927
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının hesabına yatan parayı haksız olarak bloke edip mahsup yaptığını, davalıya bir borcunun olmadığını, davalı bankadan tüketici kredisi aldığını, ödemelerini yapmaya devam ettiğini, davalının muaccel bir alacağının bulunmadığını, hesabına yatan paraya hukuka aykırı olarak el koyduğunu, hesabından haksız olarak mahsup edilen parasının tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığını ve davalının yapılan bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının 10.10.2009 tarihinde tüketici kredisi kullandığını, ilk iki taksidi süresinde ödememesi üzerine usule uygun olarak ihtarname tebliğ edildiğini, daha sonraki iki taksidi ödememesi üzerine ikinci kez ihtarname keşide edildiğini, davacının hesabına yatırılan paranın tüketici kredi sözleşmesine uygun olarak muaccel olan borcuna mahsup edildiğini ve mahsup işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 2013/4786-13927
tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388. ve 389. maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388. maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir. Aynı hüküm 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde de yer almıştır.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, kısa kararda “… asıl alacağın ret edilen kısım dışında kalan miktarı üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatının davacı taraftan alınarak davalıya tarafa verilmesine..” karar verildiği yazılmasına rağmen gerekçe kısmında “…asıl alacağın ret edilen kısmı dışında kalan miktarı üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine…” karar verildiği açıklanmış ve hüküm kısmında “…asıl alacağın ret edilen kısım dışında kalan miktarı üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatının davacı taraftan alınarak davalıya tarafa verilmesine…” şeklinde hüküm kurulması suretiyle HUMK.’nun 388/son (HMK 297/son) madde ve fıkrasına aykırı olarak duruşma tutanağına geçirilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında aykırılık yaratılmıştır. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni olup, bu durumda mahkemece, anılan İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi bozmadan önceki verdiği kararla bağlı olmaksızın ancak aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2013/4786-13927
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.