Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/4892 E. 2013/14702 K. 31.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4892
KARAR NO : 2013/14702
KARAR TARİHİ : 31.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; davalının kendisi hakkında Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2005/1935-1936 Esas sayılı dosyalarından takibe geçtiğini, ancak davalıya bu miktar borcunun bulunmadığını, davalıdan 29/06/1998 tarihinde 1.000 YTL’ sı bedelli borç para aldığını, karşılığında ise aynı bedelli imzasını ve adres bilgilerini taşıyan ancak hiçbir tarih kaydı taşımayan bir senet verdiğini,13/02/2004 tarihinde bu borcuna mahsup edilmek üzere 2.000 YTL’ sını banka havalesi yoluyla ödediğini, davalının borcu döviz kuru üzerinden istemesi üzerine Bodrum 2. Noterliğinin 15329 yevmiye numaralı ihtarnâmesini keşide ettiğini, davalının daha önce almış olduğu 1.000 YTL’ sı bedelli senede keşide ve ödeme tarihi ilave ederek faiz talebi ile birlikte takibe koyduğunu belirterek davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile;Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2005/1936 Esas sayılı takip dosyası için açılan menfi tespit davasının reddine,takip konusu alacağın %40′ ı oranında icra inkâr tazminatının davacıda tâhsili ile davalıya verilmesine,Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2005/1935 Esas sayılı takip dosyası için açılan davanın kabulü ile, davacının takibe konu edilen alacak miktarı kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş,hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karar başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
2013/4892-14702
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388. ve 389. maddelerinde (yeni HMK 294,297) maddelerinde düzenlenmiş olup, hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388. maddesinin son fıkrası (yeni HMK 297/son) ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta;Mahkemece, tefhim edilen kısa kararda, “davanın kabulü ile,davalının Bodrum 2.İcra Müdürlüğünün 2005/1935 esas ve 2005/1936 esas sayılı takip dosyasına konu edilen alacak miktarı kadar borçlu olmadığının tespitine,asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen gerekçeli kararda “ davanın kısmen kabulü ile;Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2005/1936 Esas sayılı takip dosyası için açılan menfi tespit davasının reddine,takip konusu alacağın %40′ ı oranında icra inkâr tazminatının davacıda tâhsili ile davalıya verilmesine,Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2005/1935 Esas sayılı takip dosyası için açılan davanın kabulü ile, davacının takibe konu edilen alacak miktarı kadar borçlu olmadığının tespitine” karar verilmesi az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 31.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.