Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/57 E. 2013/14389 K. 29.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/57
KARAR NO : 2013/14389
KARAR TARİHİ : 29.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki ticari şirket (tasfiye) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzaladıkları adi ortaklık sözleşmesi gereğince işyerinde yarı yarıya ortak olarak çalışacaklarını, fakat resmiyette vergi kaydı davalının üzerinde olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmede de belirtildiği gibi, işyerine ait tüm demirbaşların kendisinin olmak kaydıyla, işyerinden kazanılacak kazancın ise ortak olacağını, ancak davalının sözleşmeye uymadığını, kendisini dükkana dahi sokmadığını ve hesap verme yükümlülüğünü bugüne kadar yerine getirmediğini, işyerinin neredeyse tüm fatura ve giderlerini kendisinin karşıladığını ileri sürerek, davalının sözleşmeye uymaması nedeniyle sözleşmenin feshine, 20.000 USD karşılığı 28.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ortaklığın gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğinin kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının adi ortalık sözleşmesi hükümlerine uymadığını ileri sürerek ortaklığın feshi ve 20.000 USD cezai şart karşılığı 28.000 TL nın tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacı ile aralarında düzenlenen 12.04.2008 tarihli ortaklık sözleşmesine herhangi bir itirazda bulunmamış olup, yalnızca sözleşmenin noterde düzenlenmediğini ve aralarında ortaklık sözleşmesinin kurulmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Oysa ki adi ortaklık sözleşmesinin noter huzurunda düzenlenmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme
2013/57 – 2013/14389
bulunmamaktadır. Hal böyle olunca dosya kapsamından idareci ortağın davalı olduğu da gözetilmek suretiyle idareci ortaktan hesap istenmeli, verilen hesap doğrultusunda tarafların uyuştukları ve uyuşmadıkları noktalar saptanmalı uyuşulmayan konularda taraflardan delil ve karşı delilleri sorulup toplandıktan sonra tasfiyenin bizzat hakim tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Hal böyle olunca davacı iddiası ve davalının savunması yönünden tüm delilleri celbedilerek B.K.nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri gözetilmesi gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Tasfiyenin BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında, öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davalı taraftan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Davacının işletmenin maruz kaldığı ceza ve kiradan da payı oranında sorumlu olduğu kabul edilerek bu husustaki davalı delilleri toplanarak yukarıda belirtilen ilkelere göre karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.